artık bir efendim var 4

Efendim ağzıma ilk sıçtığı günden itibaren artık tuvalete gitmiyor, sürekli olarak beni kullanıyordu. Sadece Pazar günleri normal yemek yiyebiliyordum, gerçi efendim Pazar günü de ağzıma sıçıyordu ama o gün teyzem evde olduğu ve olayların farkında olmadığı için normal yemek yememe izin veriyordu, diğer günler ise efendimin bokunu ve tırnaklarını yiyor, çişini içiyordum… Midem felç olmuştu, teyzem şüphelenmesin diye efendim bazen tuvalette ağzıma sıçıyordu ama teyzem görmeden oraya girmem ve geri çıkmam zor oluyordu… Aslında efendim, boklarını bir tencerede, çişlerini ise bir şişede biriktirip bana yedirmek ve içirmek istiyordu ama teyzemin fark edeceği korkusuyla geçici olarak bundan vazgeçti…Geceleri tuvalete gitmesi gerektiğinde bile beni uyandırıyor ve ağzıma yapıyordu, hatta bir süre sonra geceleri saat 03:30da onu uyandırıp tuvalet ihtiyacını giderme konusunda beni görevlendirdi, artık okul saatleri dışında 7/24 bir köle olmuştum, okuldayken de sürekli beni arayıp direktifler veriyordu, hayatıma tam anlamıyla ağırlığını koymuştu… Bir gün internette gezinirken beni yanına çağırdı ve sex shoplardan birinin sitesinde bir ürünü beğendiğini söyledi ve gidip almamız gerektiğini söyledi. Ürüne baktığımda dünya başıma yıkıldı, kelepçe, kırbaç gibi ürünlerin yanında bir de strapon seti vardı, 5 adet boy boy strapon…en büyüğü sanırım abartısız 40 cm. vardı, itiraz edecek gibi olduysam da beni hemen susturdu ve sex shopun yolunu tuttum, ayrıca giderken bana 3 adet g-string, 3 adet bayan atleti ve 3 adet de siyah ince çorap almamı emretti.. İstediklerini alıp geldim, fakat birazdan olacakları düşündükçe tüylerim ürperiyordu… Soyunup g-string ile bayan atleti ve siyah ince çorap giymemi istedi, dediğini yaptım, kendisi de soyundu, üzerine siyah ve seksi bir body geçirdi, ellerimi ve ayaklarımı kelepçeledi, önünde diz çökmüş vaziyette duruyordum, ruj, allık, pudra ve rimel kullanarak yüzüme makyaj yaptı, aynadan yüzüme bakmamı sağladı, tam anlamıyla kız gibi olmuştum, önünde secde etmemi istedi, dediğini yaptığımda domalmış vaziyetteydim, arkama geçmemesi için dua ediyordum, böyle dursa yıllar boyunca efendime tapabilirdim ama er ya da geç arkama geçeceğini biliyordum…Önünde korkudan titriyordum, dedi ki: “Şimdiye kadar seni hep hayvan olarak kullandım, ayaklarımı yalayarak köpeğim oldun, üzerine bindim beni dolaştırdın eşeğim oldun, bokumu yedin domuzum oldun, artık seni insan yerine koyuyorum, buna sevinmelisin, şimdi seni sikeceğim ve benim orospum olacaksın, yani sonuç olarak seni insan yerine koyuyorum…” dedi ve arkama geçerek g-stringi çıkardı, göt deliğimi biraz kremledikten sonra beline bağladığı straponu deliğime ittirmeye başladı, hangi boy straponu seçtiğini göremiyordum, fakat efendim arkamda deliğime yerleşmeye başlamıştı, bana sahip olması için az bir vakit kalmıştı. Straponu, yaklaşık 3 dakikada beni bağırta bağırta yerine soktu, sağa sola küçük hareketler yaparak deliğime tamamen yerleşti, bacaklarımı elleriyle kavradı ve gidip gelmeye başladı…İnanılmaz bir acı çekiyordum, bağırmamak için dudaklarımı ısırıyordum ama fayda etmiyordu, efendim fazla ses çıkarmamam için ağzıma çoraplarından birini sokmamı istedi, çorabı almak üzere straponu çıkaracağını düşündüm ama dolaba kadar beni yerde sürünerek gitmeye zorladı, straponu da çıkarmayarak beni sikmeyi sürdürdü..Dolabın orada çoraplara ulaştığımda ağzıma 2 adet çorap tıktım, artık sesim çıkmıyordu ama bu ağzımda çorap olmasından değil duruma alışmış olmaktan ve bitap düşmekten kaynaklanıyordu. Artık dolabın önünden bir yere kımıldayamıyordum, efendim iyice coşmuş arkadan pompalayıp duruyordu, her pompalamada dolabın içine kafam giriyor,çorapların üzerine düşüyor, her çekişte de dolaptan geri çıkıyordum, bunu istem dışı yapıyordum, artık gücüm kalmamıştı, tamamen efendimin insafına kalmıştım, o ise tüm gücüyle beni sikmeye devam ediyordu, yine üzerime binerek beni odanın ortasına kadar sürükledi ve birkaç kez daha pompaladıktan sonra straponu deliğimden çıkarmadan vücudundan çözerek önüme geldi, ağzımdaki çorapları çıkardı, amını yalamamı emretti, birkaç dil darbesinden sonra bir volkan gibi ağzıma patladı…İnanılmaz derecede yorgundum, efendimin orospusu olmuştum artık, gidip temizlenmemi istedi, dediğini yaptım ve biraz uyumama izin verdi…Bundan böyle geceleri benimle aynı yatakta yatmak istediğini söyledi ve ekledi: “Vücudunda tek kıl bile görmek istemiyorum, hepsini traş edeceksin orospu…”

kazaklı hoca 4

Öğle tenefüsünün nasıl geldiğini, koca 3 saatin nasıl geçtiğini anlayamamıştım ve benim için ne olacağı meçhul bir son olan en üst kattaki öğretmenler odası merdivenlerini çıkmaya başlamıştım. Yine aynı bakışlar, aynı yer… Orada oturuyordu, bana pis bir gülümseme ile bakarak. – Hocam, iyi günler! – Hoşgeldin canım. Otur lütfen… Bu sefer sert yaklaşmıyordu bana. Pek bir anlam verememiş bir halde söylenilene uydum, ve o hemen konuya girdi -Bugünkü rezilliğe bir çözüm bulmamız gerekiyor sanırım, ve anladığım kadarı ile sorununun cevabı bende. – ? NAsıl hocam, anlayamadım… – Fizik dersinden zayıfısın, sana özel ders vereceğim, benim evimde. – Üzgünüm ama bunu karşılayacak maddi gücüm yok ama hocam. – Senden para isteyen kim, başka bir şekilde ödeşiriz nasıl olsa…. O andaki bakışını hala unutamam. O bakışla tüm kalbim ve ruhum yerinden oynamıştı. Anlamını biliyordum ama kondurmak istemez bir halim vardı sanki. Ne de olsa o bir öğretmendi ve benim için ulaşılmazdı. Sözlerine devam etti – Bu akşam okul çıkışı başka bir özel dersin yok di mi? – Yok hocam. – O zaman benim servise bin. Ben indikten az sonra in. Ben …………… apartmanında … nolu dairede seni bekliyor olacağım. Aynı anda giremeyiz apartmana, ne de olsa bekarım di mi? HAhahaha Gülüyordu. Büyük bir zevkle gülüyordu. İstemsiz şekilde ben de gülmeye başlamıştım. ve ne olduğunu anlamadan hırkasının tüylerini yine elimin üzerinde hissettim… Elini hırkasının kolunun içine sokmuş elimi tutuyordu. – Seni bekliycem canım…. Şimdi git ve yemeğini ye. Sporunu yap tamam mı? – Peki hocam, iyi günler. Akşamüzeri sizde olacağım. – Hoşçakal! Günün geri kalanınından bahsetmeme herhalde gerek yok. Taaa ki servise binip, o indikten sonra inene kadar………. Devam edecek………..

tuğba 4

Aradan epeyce bir zaman geçmişti ve tubanın okulu bitmişti.iyi bir işte bulmuştu.ben hala haftada 2 gün onlara gidiyor ve tuba ile nur yengenin önce ayakkabılarını yalıyarak temizliyor ardındanda pisliklerini yiyip sidiklerini içiyordum.bunun için genellikle gece onlarda kalmam gerekiyordu.birgün tuba bu iş böyle olmayacak dedi. tam beni bırakacak diye umutlanırken bize yakında bir yere taşınman lazım dedi. Ardındanda ağzındaki baklayı çıkardı.alt katları boşalmıştı ve kiralıktı.tuba oraya sen taşın dedi.bir sürü mazeret buldum fakat o kararını bir kere vermişti.üstelik bu apartman sakinlerininde hoşuna gidicekti.çünkü özellikle başta emine hanım olmak üzere içlerinden bazılarına hizmet ediyordum. bir hafta sonra dedikleri gibi apartmanlarına taşınmıştım. Yine tubalara çıkmışken bir gün emine hanım geldi ve bu köpek artık sizdemi kalıcak yoksa aşağıdamı.çünkü arasıra bende onu kullanmak istiyorum dedi.nur yengemde tabiki kullanabilirsin. bana döndü ve biz evde olmazsak gidip emine hanımın bir arzusu varmı diye soracaksın eğer yapmazsan ne olucağını biliyorsun dedi.bende emredersiniz dedim. Hergün sabah erkenden kalkıyordum.tubalara gidiyor ve bana verdikleri anahtarla kapıyı açıyor içeri giriyor ve kahvaltıyı hazırlıyordum.ardından tubayı uyandırıyordum.tuba kalkıyor ve banyoya yöneliyordu.önce yüzünü yıkıyor adından dişlerini fırçalıyordu.tabiki fırçaladıktan sonra lavaboya tükürmüyor ağzıma tükürüyordu.tuvaletleri ve lavaboları mecbur kalmadıkça kirletmiyorlardı.tubanın söylediğine göre benim ağzım yeterince iş görüyormuş. ardından ben tubayı ellerimle giydiriyordum.tuba en azından bu mutluluğu yaşatıyordu. giyindikten sonra mutfağa yönelip kahvaltısını yapıyordu.bende bu sırada onun giyiceği ayakkabıların son temizliğini yapıyordum.ardından kapıya geliyor ve ben ayakkabılarını giydiriyordum.sonrada ayaklarını öpüp kapının önüne uzanıyorum.tuba uğur getirdiğini düşündüğü şekildi sağ ayağıyla suratıma basıp kapıdan çıkıyordu.tubanın iş yeri benimkinden uzak olduğundan o gittikten sonra ben hazırlanıp işe yetişebiliyordum.nur yengem öğretmendi ve benden sonra çıktığından ona hizmet edmiyordum.hemen hemen her sabah böyle oluyodu ama bazen tubanın sabah ağzıma sıçtığıda oluyordu.akşamları ise asıl işkence başlıyordu. Gerçi iş yerindede hizmet ettiğim hatta ağzıma yapmak en büyük zevki olan bir efendim vardı ama her zaman fırsat bulamıyordu. akşam eve döndüğümde apartmana girer girmez işkence başlıyordu.nerdeyse herkes yolumu gözlüyordu.ilk olarak 1. katta 2 dairedede oturan kadınlar dışarıda mutlaka ayakkabı bırakıyorlardı ve benimde onları yalamam zorunluydu.2. kattada 1 dairedeki kadın ayakkabı bırakıyordu.bu arada apartmanda herhangi bir bayana rastlarsam diz çöküp ayak öpüyor ve geneldede yalıyordum.bazende ağzıma tükürüyorlardı.3. katta ben oturuyordum ve karşı dairem boştu.4. kattada tubalar oturuyorlardı.burada ilk olarak emine hanımların kapısının önünde duran ayakkabıları yalıyor sonrada tubaların kapısına yöneliyordum Tubaların kapısını bana verdikleri anahtarımla açıyorum.ardından içeri girer girmez soyunuyor tasmamı takıyorum.üzerimde yalnızca külot kalıyor.sonra 4 ayak pozisyonunda içeriye yöneliyorum.genellikle tuba ben apartmanın diğer katlarında ayakkabı yalarken işten dönüyor ve yanımdan geçip eve giriyor.evde ilk yaptığım iş tubanın geçtiği yerleri yalıyarak salona kadar gitmekoluyor.çünkü tuba işten gelince ayakkabılarını çıkarmıyor öylece geçip koltuğa oturup beni bekliyor.bende onun bastığı yerleri yalıyarak temizliyorum.tubanın önüne geldiğimde ilk olarak ayaklarını öpüyor ve ardından ayakkabılarını yalamaya başlıyorum.taki tertemiz olana kadar. ayakkabılarını tertemiz yapınca dislerimle ayakkabılarını çıkarıyor sonrada ayaklarına ağzımla masaj yapıyorum. bu esnada nur yengem genellikle yemek hazırlıyor.ayak masajı bitince ataklarını yalayıp kuruluyorum ve terliklerini giydiriyorum.ardından yemeğe geçiyoruz.tabiki ben masaya oturamıyorum ya ayaklarının altında oluyorum yada birisi sırtıma oturuyor diğeride ayagını ağzıma sokuyor, yemek boyunca ayak emiyorum.yemekten sonra sıra benim yemeğime geliyor.bu ya tuba ve nur yengemin bokları yada yemek artıkları oluyor.yemeğimi bitirince bulaşık yıkamak yine benim işim oluyor.bulaşıkları bitirince salona dönüyor ve önce nur yengemin yorgun ayaklarına ağzımla masaj yapıyorum sonrada yalıyarak temizliyorum.ardından bütün geceyi onlara hizmet ederek geçiriyorum.bazen tuba hiç hata yapmadığım halde kırbacı istiyor.kırbacı ağzımla tutup getiriyorum ve tuba ağzıma kirli pedlerinden birini sokup kırbaçlamaya başlıyor.yorulana kadar kırbaçlıyor ardındanda üzerine kolanya döküp beni kıvrandırıyor.bunu yaparkende acayip zevk alıyor.nur yengem bazen ona eşlik ediyor bazende bana acıyıp tubayı durduruyor.tabiki bu arada tuba ve nur yengemi her aksamen az 2-3 kez ağzıma boşalttırıyorum.yatarken genellikle tuba ayaklarının dibine yatırıyor ve ayaklarını suratına dayıyarak uyuyor.eve çok nadiren gidiyorum.bazı günler tuba işten sinirli şekilde dönüyor ve o zaman beni daha merdivenlerde tekme tokat dövmeye başlıyor sonrada yerde sürükleyerek eve götürüyor.eve girdiğimizde hemen soyundurup 4 ayak pozisyonu aldırıyor. sonrada eline ne geçtiyse onunla bana vuruyor.bu böyle günlerde özel olarak aldığı ucunda sivri çıkıntıları olan bir tahta oluyor.yorulup bıraktığında kıçım kanla kaplı oluyor.ve kıçımın üstüne zor oturuyorum. Bazı aksamlarsa dışarıya gezmeye çıkıyoruz tabiki ben yine köpek pozisyonunda oluyorum.bana onlarca kişinin ayakkabılarını yalatıyor.yollarda gördüğü pislikleri yediriyor ve ayak altında ezdiriyordu.özellikle genç kızları suratıma çıkarıyor ve ayakkabılarının izi suratımda kalana kadar kızları suratımda gezdiriyor.

neslihanın kölesi 4

Neslihan sırtımdan ayaklarını indirirken annesi Hülya Hanım da salondan dışarı çıktı. Ayakkabıları ve çıkardığı çorapları hala yerde duruyordu. Ben ne yapacağımı bilemediğinden hala dizlerimin üstünde Hülya hanımın biraz önce oturduğu koltuğa doğru yönelmiş bekliyordum. Neslihan “Hey!” diyerek hafifçe ayağıyla beni dürttü.”Buraya dönsene salak köpek şimdi tekrar benim emrimdesin .Git bana oradan gazeteyi getir” diyerek parmağıyla salonun diğer köşesini işaret etti. Emri hemen yerine getirmek için ayağa kalktım. “Geri zekalı sana kim ayağa kalkmanı söyledi!!Bu evde köpek gibi emekleyeceksin!” .Hemen ellerimin üstüne çöktüm. “Emirleri hızla yerine getiriyorsun değil mi köpek!Havla bakalım!” .Bu hiç beklemediğim bir şeydi, şaşırdım.”İt sana sahiben olarak havlamanı emrettim öyle şapşal şapşal durmayı bırak.” Tabi ki emri yerine getirmeliydim “hav,hav!”diye basitçe havladım. “Hayır olmuyor,. Ben hiç böyle havlayan köpek duymadım sen benim köpeğim olduğuna göre sende düzgün havlamalısın!”.Elimden geldiği şekilde gerçek bir köpek gibi havladım. Neslihan gülmeye başladı. Hülya hanımın da içerde kıkırdadığını duyuyordum. Sonra Hülya hanım “Neslihan köpeğin tasmasını takta biraz sitede gezdir, belki çişi falan vardır.” dedi. İkisi de çok güldüler buna. Ben kıpkırmızı olmuş bir şekilde korkmaya başladım. Neyse ki sadece bir espriydi. En azından öyle sandım çünkü Neslihan bir şey söylemedi. Ben emekleyerek gazetelerin olduğu köşeye gittim ve birini aldım. Geri Neslihan’ın önüne emeklediğimde elimden gazeteyi aldı. “Dur!Yüzünü kaldır”dedi Neslihan. Ona baktım. Yüzüme artarda 4 tokat indirdi. ”Bunların ikisi emeklemeyip ayağa kalktığın için,diğer ikisi de dünün gazetesini getirdiğin için moron! Git doğrusunu getir.” Dediğini yaptım. ”Bir de şu konuya bir çözüm bulmalıyız emekleyerek gelirken elinde gazeteyi de sürüklemen hoşuma gitmedi. Ağzında getirmeni de istemiyorum çünkü ıslatırsın gazeteyi ,sana bir sepet falan taklım bari ya da sepeti ağzında taşırsın. Neyse şimdi ayakkabılarımı saygı göstererek onları çıkar ayağımdan-bağcıkları da ağzınla çöz.” Ayaklarını elime aldım her ikisine de öpücükler kondurdum. Her ikisinin de bağcıklarını dişimle çözdüm ama baya zorlandım bu işte. Neslihan da fark etmişti bunu “Boş ver bir kaç günde alışırsın hatta ustası bile olursun bu işin Olmak zorundasın zaten” Bağcıkları çözdükten sonra tek ayağını yere bırakacaktım ama bir tokat yemekten korkuyordum .Saygılı davranmam gerektiğini hatırlayıp tek ayağını başımın üstüne koydum ve diğerini dikkatlice ayağından çıkardım. Diğeri için de aynı yöntemi kulandım. Bu sırada beyaz çoraplı ayaklarına baktım. Ter yüzünden bazı yerler nemli görünüyordu,özelikle parmak dipleri. Ayrıca hafiften kahverengileşen kısımlar da vardı kir yüzünden. Topukları ve tabanlarını dışa bakan tarafları böyleydi. “Tamam şimdi yere uzan ve ben gazetemi okurken muhteşem ayağımın kokusunu tadını çıkarmaya bak!” Yere uzandım ve ayaklarını suratımın üstüne yerleştirdim. Tekini burnumun üstüne sıkıca yerleştirirken tekiyle de ağzıma bastırıyordu. Önce bana şöyle bir baktı ve gazetesini okumaya başladı. Hülya Hanımın ayakları kokusu zaten burnumdaydı ama bu daha bir sertti. Bu yaz sıcağında bisiklete binmesinden oluşan kokuyu ciğerlerime doldurmaktaydım. Ayrıca ayakları yüzünden çok kolay nefes alamıyordum. Bir 10 dakika böyle geçti. Sonra diğer ayağını burnuma yerleştirip önceki ayağını da gözlerime sürmeye başladı. 5 dakika sonra burnumdaki ayağı iyice zor nefes almama neden olan bir konuma geldi. Önce bekledim fakat çok zorlanıyordum hafifçe ağzımı açtım ve açtığım anda gözlerimdeki ayağın kalkıp sertçe alnıma inmesi bir oldu. Neye uğradığımı şaşırdım. Neslihan birkaç kez daha kafama böyle vururken “Sana ayağımı koklamanı söyledim!”Sonra ikisini birden kaldırıp hızla yüzüme indirdi. Şanslıydım çünkü burnuma gelmemişti darbe ama canım çok yanmıştı. Sonra Neslihan ayağa kalktı. Yüzümde duruyordu ben zaten acıdan sersemlemiştim bu yüzden çok da bir şey hissetmiyordum. Biraz durduktan sonra göğsüme geçti ve tek ayağını yüzüme sürmeye devam etti. Yüzünden cidden kızgın olduğu anlaşılıyordu. Kızgın gözleriyle benim gözlerimin içine bakıyordu. Bu sefer ki korkum çok fazlaydı cidden endişelenmeye başlamıştım. O sırada Hülya Hanım içeri girdi.”Öyle kalın sakın bozmayın!” diyerek fotoğrafımızı çekti. Böyle bir resmimin çekilmesi belki beni üzerdi ama o sırada bu olaya çok sevindim çünkü Neslihan beni unutup poz verme işine dalmıştı. Birkaç resmimi daha çektiler. Sonra sinirli Neslihan’dan bir emir geldi.”Yala!” başka hiçbir şey söylemedi. Ve ben dilimi çıkarıp çoraplı ayağını yalamaya başladım .Artık nemli yerler kurumaya başlamıştı ama kirli yerler duruyor ve ben onları yalıyordum , kumaş tadı ve ayak kokusunu karışık tadı geliyordu ağzıma. Biraz da böyle resmim çekildikten sonra hülya hanım makineyi bir kenara bıraktı. Ve Neslihan’a :”İstersen şimdi evine gitsin başka bir gün devam edersin. Baya geç oldu ve nasıl olsa elimizde kanıtlar da var biz ne zaman istersek onu çağırıp ne istersek onu yaptırırız di mi köle?” “Evet efendim!”dedim Neslihan’ın kızgınlığından hemen kaçmak istiyordum. “Son bir şey daha yaptıracağım,anne!”diyerek salondan çıktı Neslihan. Bu sırada Hülya Hanımın ayağına ayakkabılarını tekrar giymiş olduğunu fark ettim. Ben onun güzel ayaklarını hayranlıkla izlerken Neslihan içeriye elinde su dolu bir leğenle geldi. Leğeni önüme bırakıp yine koltuğa oturdu.”Ayaklarım cidden çok terli ,böyle kalmasını istemiyorum!Çıkar çoraplarımı !” Hemen denileni yaptım ve bu sefer de biraz önce kokladığım ayakların kokusu keskin bir şekilde yüzüme çarptı.”Daha onları koklamak için yılların olacak şimdi yıka!”dedi ve ayaklarını suya soktu. Bir ayağını elime alıp hafifçe suyun içinde yıkamaya başladım. Parmak aralarını temizlerken çoraptan da oluşan kir birikintileri suya düşüyordu. İkisini de temizledim ve suya geri koydum.”Kurulasana köpek”. Benim şaşkınca etrafıma baktığımı görünce ”Çıkar t-shirt ünü “dedi. T-shirtümle ayaklarını dikkatlice kuruladım ve yeni bir emir beklemeye başladım. “şimdi leğeni boşaltacaksın,ama lâvaboya değil aşağılık midene!”Hülya hanım anlamıştı kızının niyetinin kafamı suya doğru ittirmeye başladı. Bir köpeğin su içmesi gibi leğendeki suyu içmeye başladım. Hemen bitmesi için ağzımı bolca suyla dolduruyordum.”Aferin köpecik,tadını sevdin değil mi?”diye dalga geçmeye başladı Neslihan. Hülya hanımda yağa kalkıp ayağını kafamın arkasına yerleştirdi. Biraz daha su içtikten sonra dipte çok az bir şey kalmıştı. Neslihan leğeni eğip geri akalan suyu bana içirdi. Bu sırda o çorap parçalarının bir kısmını yuttum fakat bir kısmı ıslak olduğundan dibe yapışmıştı.”Yemeğini bitirmezsen arkandan ağlar dimi köpecik?Akıllı bir köpek ol ve onları yala.”denileni de yerine getirdim yutarken Neslihan ona bakmamı istedi .Ve yuttuktan sonra gözlerime bakarak kahkaha atmaya başladı “Dün arkadaşımken bugün ayağımı yalayan pislikten başka bir şey değilsin!Zaten hep senin böyle bir yere uygun olduğunu düşünmüştüm,ayağımın altına yani!” Hülya Hanım da gülerek “tamam şimdi yüz sütü yatta sana bu günlük son bir hediye vereyim”dedi. Yere yatınca sırtıma çıktı ve yüklenmeye başladı. Topukları hafif acı veriyordu. Fakat sonra bir anda tek ayağının topuğu baya acıtmaya başladı. Anladığım kadarıyla tüm ağırlığını topuğuna vermişti. Sonra iki ayağıyla birden bunu yapınca dehşet bir acı hissettim .Muhtemelen bir yara oluşmuştu. İnledim.”Ayyy zavallıcık acıttım mı?Ama alışmalısın daha canın çok acıyacak”diyen Hülya Hanım o gün o acının yeterli olduğunu düşünüp tekrar normal bir şekilde sırtıma bastı.”Şimdi hediyede sıra!Hediye şu bir süre t-shirt ünü kimsenin yanında çıkaramayacaksın!”Bu sırada tek ayağının topuğuyla sırtıma çizmeye başladı. Oradan anladığım kadarıyla sırtım ’köle’ yazıyordu Hülya Hanım. İşi bitince Neslihan da sırtıma çıktı ve Fotoğraf makinesiyle sırtımı ve ayaklarını çektiler. Sonra ikisi de sırtımdan indi. Ben hala yerde yatarken Hülya Hanım “Yarın erkenden burara ol sabah işe gitmeden kullanacağım seni!” dedi. Ben hemen emekler pozisyona geldim. Ve t-shirt ümü yerden aldım “yarın görüşürüz köle al bu gece bunlar sende kalsın”diyen Neslihan yerden bir kendi çorabını bir de annesinin çorabını elime tutuşturdu. Daha fazla beklemeden emekleyerek kapıya gittim. Ayağa kalkıp t-shirtümü giydim,çorapları cebime atıp kapıyı açtım.”Cık cık cık!Vedalaşmayı unuttun köle ama neyse ilk gün acemiliğine sayıyorum. Cezasını yarın vereceğim!”diyen Hülya Hanıma “Emredersiniz efendim!”diyip dışarı çıktım. 10 saniye olduğum yerde kaldım Hayatım tümden değişmişti. Aslında artık hayatım değildi. Onları hayatıydı .Bir anda kaynar sular başımdan aşağı indi,çok üzülmüştüm. Eve doğru giderken kendime itiraf edemesem de öbür günü sabırsızlıkla bekliyordum. Ve şimdi 1 yıl sonra bunları yazdım. Hala onların hizmetindeyim. Bu yazdıklarımı da izinsiz yazıyorum ama paylaşmak istiyorum çünkü etrafımda bunu söyleyebileceğim kimse yok.

4 kisi birden

4 kişi birden… mrb benim adım sedef.21 yaşında çok güzel iri göğüslü bi kızım.bi özel şirkette sekreter olarak çalışıyorum.şirkette serkan diye muhasebede biri çalışıodu neyse bana geldi yarın benim doğum günüm gelirsen sewinirim dedi hem dığer kızlarda gelio dedi.bnde kabul ettim.neyse ertesi günü bunun ewine gittim ewde sadece 4 erkek wardı. ben de kızlar nerde dedim gelirler dedi.bnde oturdum.ne içersin dedi meyva suyu dedim.içer içmez geri çıkardım bune be dedim bunun tadı ne biçim o da tabii ööle olur içine boşaldım dedi.bnde o lafı duyar duymaz kaçmaya çalıştım ama 4ü birden üstümü parçalayarak soydular we yere yatırdılar. hepsi ağzıma boşaldı ben direndikçe bağırdıkça tokatladılar dövdüler.biri ağzıma sokarken giri götüme biride amıma sokuyordu neyse her yerimden yaptılar en az hepsi 3 posta gitmişlerdir.en sonundada hepsi ağzıma boşaldı ve dölleri yutturdular.sonrada beni yataga baglayıp ewe hapsettiler we durmadan siktiler. başkalarıda sikti.işleri bittiğindede amıma ve kıçıma vibratörü sokup ööle bırakıyorlardı ve artık amım ve götüm kocaman ollmuştu o kadar açıyorduku artık ağlaaktan gözümde yaş kalmamıştı ama onlar acımadan durmadan siktiler beni.hepsi bu arada içime boşaldılar.bırakmadan önceden bi güzel dövdüler…

ilk adımlar 4

Beş dakika içinde giyinip hazırlanmıştım. Satranç takımını, babamla annemin tavla oynadığı sehpaya yerleştirdim ve heyecanla beklemeye başladım. Nihat kız kardeşimi sikmeye gelecekti, ama onun bundan haberi yoktu. Bu arada kulağım banyodaki kız kardeşimdeydi. Pencereden baktım, Nihat bizim kapıya doğru yürüyordu. Elinde de küçük bir paket vardı. Hemen aşağı inip, kapıyı açtım. Nihattı, Hoş geldin, deyip içeri aldım. şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.Birlikte yukarı çıktık. Tam ön odaya girecekken banyonun kapısı açıldı ve kız kardeşim havluya sarınmış olarak banyodan çıktı. Öğretsem böyle bir şey yapamazdı. Bizi karşısında görünce şaşırıp, Ayyy, diye bir çığlık attı ve arka odaya koşup içeri girdi. İkimiz de donup kalmıştık. Kız kardeşim inanılmaz güzellikteydi. Üzerindeki havlu memelerinin yarısından başlayıp, diz kapaklarının bir karış üzerine kadar iniyor ve bütün güzelliğini sergiliyordu. Banyonun sıcağından kıpkırmızı olan yanakları onu gelişmiş bir genç kız yapmıştı. Nihat heyecandan neredeyse elindeki paketi düşürecekti. Kusura bakma, dedim ve odaya aldım. şaşkınlığı geçmişti. Elindeki paketi uzatıp, Hamza Dayının Pastanesinden kurabiye aldım, dedi.Zahmet ettiğini söyleyerek paketi alıp komodinin üzerine koydum, Şimdi kardeşim bize çay yapar, birlikte yeriz, dedim. Tedirgin görünüyordu ama satranç takımının açılmış olduğunu görünce biraz rahatlamıştı. Satranç sehpasının önündeki sandalyelerden birine otururken, Oooo, sen her şeyi hazır etmişsin, dedi. Daha neleri hazır ettiğimi bir bilseydi ne derdi acaba diye düşündüm. Sonra omuzuna vurarak, Yav Nihat, artık kimse satranç oynamak istemiyor. Kendi kendime oynamaktan sıkıldım be, otuzbir çeker gibi bir şey, dedim. Hergelenin tekiydi. Cevabı hemen yapıştırdı. Ne yani şimdi beni satrançta sikecek misin, dedi. Biraz sonra olacaklardan heyecanlıydım ama, sakin davranmaya çalışarak, Gücü gücüne yetene aslanım, dedim ve karşısındaki sandalyeye oturdum. Aklım fikrim kız kardeşimdeydi. Söylediklerimi yapıyor muydu? Odaya ne zaman ve nasıl girecekti? Daha sonra neler yapacaktı? Bu sorular kafamda dolanırken oyuna başladık. Ama oyun umurumda değildi. O bir piyonu ileri sürüyor, ben de benzer bir şey yapıyordum. Numaradan oyunu düşünür gibi yapıp elim çenemde uzun süre bekliyordum. Sabrım tükenmek üzereyken kapı açıldı ve kız kardeşim içeri girdi. Gözlerime inanamadım ve kalbim çarpmaya başladı. Karşımda, o ortaokul öğrencisi masum görünüşlü kız kardeşim değil, lokum gibi bir genç kız vardı. Belli ki yanaklarına annemin allığından sürmüş, altın gibi parlayan uzun saçlarını omuzlarından aşağı salmış, giymesini söylediğim entarinin düğmelerini memelerine kadar açmıştı. Hatta entarinin eteğindeki düğmelerinden bir kaçı daha açıktı. Yürüdükçe bembeyaz bacakları açığa çıkıyordu. Yanımıza gelip, elini Nihata uzattı ve çok nazik bir şekilde, – Hoş geldin Nihat abi, dedi. Ona niçin abi dediğini anlayamamıştım.Nihat hemen ayağa kalkıp, onun gözlerinin içine baygın baygın bakarak, Hoş bulduk, dedi. Elleri hâlâ birlikteydi. Kız kardeşim de onun gözlerine hayranlıkla bakıyordu. Kıskançlık damarlarım kabarıverdi. Hadi bakalım, oyunumuzu bozma, bize çay yap, bak Nihat kurabiye getirmiş, dedim ve komodinin üzerindeki paketi gösterdim. Onu hemen sepetlemek isteyişime bozulmuştu, öfkeli bir sesle, – Peki abi, diyip paketi aldı ve dışarı çıktı. Biz oyuna sözüm ona devam ediyorduk. Nihatın gözü sürekli kapıdaydı. Mat olmak üzereydim ki, kapı açıldı ve elinde tepsiyle kız kardeşim girdi. Tepside üç bardak çay ve bir tabak kurabiye vardı. Önce Nihata yaklaşıp tepsiyi uzattı. Bu arada da benim söylediklerimi unutmamış, iyice eğilmişti. Düğmeleri açık entarisinden memeleri olduğu gibi görünüyordu. Nihat dağılmıştı, titreyen elleriyle çay bardağını aldı ve zorla sehpaya koydu. Kız kardeşim elinde tepsiyle hâlâ aynı durumda bekliyordu. Nihat ne yapacağını şaşırmış, gözlerini kız kardeşimin memelerine dikmiş öyle duruyordu. – Nihat abi, kurabiye de al, dedi kız kardeşim. Yine elleri titreyerek iki kurabiye aldı ama onları koyacak yer bulamıyordu. Kız kardeşim bu defa benim önüme geldi ve çay vermek için eğildi. Göz göze geldik. Öyle eğilmişti ki, memelerinin uçları görünüyordu. Çayımı aldım ve kız kardeşime, kurabiye tabağını sehpaya bırakmasını söyledim. Tabağı bırakıp, sedire gitti ve dizlerini kırarak oturdu. Otururken entarisinin eteklerini yukarı çekmiş bembeyaz baldırlarını ortaya çıkarmıştı. Sikimin dimdik olduğunu hissettim ve Nihatın önüne baktım. O benden beterdi. Önündeki kabarıklığı benden saklayabilmek için bacaklarını sıkıyordu. Sonunda bacak bacak üstüne attı ama kabarıklık gene de belli oluyordu. Toparlanıp çayından bir yudum aldı ve o sırada sedirden yana baktı. Kız kardeşimin bembeyaz baldırlarını görünce, ağzındaki çayı genzine kaçırdı ve öksürmeye, hapşırmaya başladı. Neredeyse nefes alamıyordu. Kız kardeşime seslenip, bir bardak su getirmesini söyledim. Hemen yerinden fırlayıp, elinde bardakla döndü ve Nihata uzattı. Memeleri yine Nihatın gözlerinin önündeydi. Nihat abandone olmuştu.Sudan bir iki yudum alıp bardağı geri verdi. – Oh be, nihayet kendime gelebildim. Çay sıcakmış, genzime kaçtı, kusura bakmayın, dedi. Ortalık sakinleşince oyuna devam ettik ama ne oyun… İkimiz de ne yaptığımızı bilmeden taş sürüyorduk. Nihatın bir gözü kız kardeşimin iyice araladığı bacaklarındaydı. O ise hiç aldırmaz gibi kurabiye yiyor ve çayını yudumluyordu. Nihat, gözü kız kardeşimde olduğu için, çay bardağını sehpaya koyarken satranç takımının üzerine deviriverdi. İkimiz birden ayağa fırladık. Nihat çok güç durumdaydı Durumu gören kız kardeşim de yardıma gelmiş, sehpayı toparlamaya başlamıştı. Ayakta şaşkın şaşkın duran Nihatın siki pantolonunu yırtacak gibi duruyordu. Kız kardeşim sehpadakileri alırken birkaç kez ona sürtünmeyi de ihmal etmedi. Tam o sırada dış kapı çaldı. Üçümüz de donup kalmıştık. Annemler dönmüş olamazdı. Olsa bile kapıyı anahtarla açarlardı. Tam ben kapıya giderken kız kardeşim daha atik davrandı ve elindekileri yemek masasına bırakarak, Ben bakarım abi, diyip dışarı fırladı. Nihat dehşetli mahcuptu ve ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Yavv, kusura bakma, ortalığı bok ettim. Gene bugün sakarlığım üzerimde, dedi. Ben omuzuna vurarak,Boş ver dert etme, bizimki toparlar şimdi, dedim. Nihat, Oyunun da içine ettik, birazdan yeniden başlarız, dedi. Belli ki her şeye rağmen hayatından memnundu. Aradan birkaç dakika geçti geçmedi, kız kardeşim içeri girdi, Abi, Sema teyze seni çağırıyor. Çocuklar top oynarken salonun camını kırmış, onu taktıracakmışsın, dedi ve gene geçip sedire bacaklarını açarak oturdu. Öfkelenmiş görünerek, Öf be, tam da zamanıydı. Abim yok diyemedin mi, diye çıkıştım. Kız kardeşim suçlanmış gibi, Ne biliyim abi, aklıma gelmedi; hem kızı Nuran aşağıda seni bekliyor,dedi. Nihata dönüp, Şu işe bak yav, ağız tadıyla bi oyun oynayamadık, kaç gündür bunu bekliyordum, ben birazdan gelirim, deyip ağzıma bir kurabiye attım ve kapıya yöneldim. Nihat arkamdan, Ben de geliyim, sana yardım ederim, dedi. Ama hiç de niyetli görünmüyordu. Kapıdan çıkarken, Boş ver beni bekle, birazdan gelirim, dedim ve kapıyı çarpıp çıktım.Her şey, beklediğimden daha iyi gelişiyordu. Aşağı indim, dış kapıyı açıp sertçe kapattım ve tekrar yukarı çıktım. Önce arka odaya geçip pusuya yattım. Kulaklarımı tavşan gibi dikip, içerdeki sesleri duymaya çalışıyordum. Heyecanım doruk noktadaydı. Ön odada şu anda neler oluyordu? Nihat salaklığından kurtulup da kız kardeşime yanaşabilmiş miydi? Kız kardeşim ona nasıl davranıyordu? Bunları düşünürken sikim kazık gibi olmuş, salgılanıp donumu ıslatmaya başlamıştı. Bir yandan da onu Nihata bıraktığım için kahroluyordum. Nihayet kendime gelip içerdeki sesleri dinlemeye çalıştım. Ön odanın kapısı açık olduğu için duymam mümkündü ama hiçbir şey duyamıyordum. Bir süre sabırsızlıkla bekledikten sonra odadan dikkatlice çıktım. Ön odanın kapısı düşündüğüm gibi açık değildi. Belli ki içerde işi pişirmeye başlamışlardı. Bir yandan merak, bir yandan kıskançlıkla kapıya doğru sessizce ilerledim. Gözümü anahtar deliğine dayayıp içeriyi gözetlemeye çalıştım. Ama hiçbir şey göremiyordum. Bu defa deliğe kulağımı dayayıp, sesleri dinlemeye çalıştım. Kız kardeşim, Abim bir saatten önce gelemez Nihat abi, o kadın onu yakalamışken bütün işlerini yaptırır, diyordu. Aralarındaki konuşmayı dikkatle dinlemeye başladım. Nihatın sesi titriyor gibiydi, Madem öyle, abin seni benimle niye yalnız bıraktı? Nolur ki, yalnız bıraktıysa Nihat abi? Ben olsam, kız kardeşimi bir erkekle yalnız bırakmazdım. Ama sen onun arkadaşı değil misin? Olsun,sonuçta ben de bir erkeğim ve sana da tutkunum. Kısa bir sessizlikten sonra kız kardeşim, Evet biliyorum Nihat abi, müsamere gecesini hatırladın mı, dedi. Kız kardeşim üzerine düşeni yapmaya devam ediyordu. Seslerden içerde bir hareketlenme olduğunu fark ettim. Nihat, O gün benden kaçtın, ama şimdi kaçmayacaksın değil mi, dedi. Belli ki ona yanaşıyordu. Kız kardeşim,- Niye kaçıyım ki, orda herkes vardı da, çok korktum. Biliyor musun Nihat abi, o gün öyle heyecanlandım ki, ya Tahsin Hoca geri gelse de bizi öyle yakalasaydı ne olurdu, düşünebiliyor musun? O hödüğün biri be, niye öyle korktun ki?.. Yanına oturabilir miyim, canım benim?- Tabii Nihat abi. Nolur bana abi deme, adımı söyle, Nihat de, olur mu? Dur, tabak düşecek, şuraya koyayım… Dur ama, yapma.. Canım, ben sana vurgunum, biliyor musun? Hep böyle bir günü bekliyordum, nihayet geldi. Nolur dur , acele etme… ama canımı yakıyorsun… Bu konuşmaları dinlerken sikim kemik gibi olmuştu. Neredeyse içeri dalacaktım. Tam o sırada kız kardeşim,- Helaya gitmek istiyorum, dedi. Hemen yana çekildim. Kapı açıldı ve kız kardeşim önümde dikildi. Parmağını dudaklarına götürerek, sus işareti yaptı, arka odaya gidip biraz oyalandıktan sonra yine önümden geçerek odaya girdi ve kapıyı aralık bıraktı. Şimdi kendimi göstermeden içeriyi görebiliyordum. Nihat, pantalonunun üzerinden sikini ovuşturuyordu. Kız kardeşim, içeri girince doğru gidip onun yanına oturdu. Nihat hemen elini omuzuna atıp onu kendine çekti ve memesini tuttu. Öbür elini de bacaklarına attı, eteğini yukarı sıyırdı. Kız kardeşimin bacakları donuna kadar açılmıştı.; Başını Nihatın göğsüne dayamış öyle duruyordu. Nihat,Oh, güzel memelerini rahatça sevebiliyorum ne güzel, dedi ve öbür elini donundan içeri sokup amını avuçladı. Kız kardeşim yerinden sıçrayarak, Ayyy, napıyosun, yapma… diye çığlık attı. Nihat kendini kaybetmişti. Ayağa kalktı, onu kollarından tutup sırtüstü sedire yatırdı ve üzerine geçti. Kız kardeşim, belli ki yalancıktan itiraz ediyor, Ay, yapma Nihat abi, yapma nolur, ya abim geliverirse, diyordu. Nihat, Hani abin bir saatten önce dönmezdi? Sen söylemedin mi canım, gelirse gelsin, ben hep bu anı bekledim, dedi. Başlarını tam göremiyordum ama, bellerinden aşağısı gözlerimin önündeydi. Nihat bir yandan onun amını okşuyor, bir yandan da entarisinin düğmelerini açıyordu. Kız kardeşim itirazı kesmişti. Entarinin önü açılınca onun bembeyaz vücudu Nihatın önüne seriliverdi. Fanila ve sütyen giymemişti. Nihat memelerine yapışıp emmeye başladı. Yavaş hareketlerle de donunu aşağı indirdi ve çıkarıp attı. Donunun çıkmasıyla kız kardeşim bacaklarını iki yana açıverdi ama, bir yandan da, Nihat abi nolur yapma, ben daha kızım, nolur, diye yalvarıyordu. Onun yalvarmalarına aldırmayan Nihat elini kemerine atıp bir hamlede çözdü ve pantolonunu çıkarttı, sonra da aynı hızla donunu… Nefes nefeseydi, – Bak canım, bak güzelim, sakın engel olma, sarıl bana, çok güzel olacak, seni çok mutlu edeceğim. Seni çok seviyorum. Kız kardeşimin vücudu Nihatın altında kıvranmaya başlamıştı, Ama Nihat abi çok korkuyorum… Ya kızlığım bozulursa, ya çocuğa kalırsam, diye inliyordu. Aynı lafları bana da etmişti. Sikim kazık gibiydi ve bir taraftan da sıvazlıyordum. NihatÕın siki donundan kurtulunca yaylanmış ve dikilmişti. Kız kardeşimin tahmin ettiği gibi benimkinden büyüktü. Korkma canım, hiç korkma, diyerek sikini onun amına dayadı ve eliyle tutarak dudaklarına sürtmeye başladı. Kız kardeşim artık açık açık inliyordu. Nihat onun bacaklarını tutup yukarı kaldırdı ve sikinin başını amına itmeye başladı. Birden kulağıma ağlama sesi geldi. Evet kız kardeşim ağlıyordu. Ya duyduğu zevkten ya da yapmacıktan ağlıyordu. Mümkün olsa o ibneyi orada öldürürdüm. Ama hiçbir şey yapamıyordum. Nihat bir yandan sikini itmeye devam ederken bir yandan da, Niye ağlıyorsun sevgilim, bak seni seviyorum, sen de beni sev hadi, boş durma… diyordu. Sonra sikini bütün gücüyle itti ve onun amına giriverdi. Kız kardeşim müthiş bir çığlık attı ve Nihat abi naptın, mahvettin beni, kızlığımı bozdun, nolacak şimdi, ben ne yapacağım. Babam öldürür beni, dedi ve ağlamaya devam etti. Müthiş rol yapıyordu. Ona bir kez daha hayran oldum. Ama Nihatın onu duyması ve dinlemesi mümkün değildi. Omuzlarından kavramış, içinde gidip geliyordu. Kız kardeşimin ağlaması azalmış, iniltiye dönüşmüştü. Nihatın kollarına sarıldı. Nihat delirmiş gibiydi. Onun içinde gidip geliyor, bir yandan da her vuruşunda, Oh… oh… oh… diye sesler çıkarıyordu. Kız kardeşim de ona katılmış, bacaklarını onun vücuduna sarmıştı. O da benzer sesler çıkarıyordu. Kıskançlıktan kudurmama rağmen, kız kardeşimin sikilmesini seyretmek beni çılgına çevirmişti. Sikimi çıkarıp otuz bir çekmeye başladım. Nihat hayvanın tekiydi. Kız kardeşimi eşek siker gibi sikiyordu. Çok acele ediyor ve belli ki bir an önce boşalmak istiyordu. Böğüre böğüre onun içine boşalmaya başladı. Ben de boşalmak üzereydim, ama yapmam gerekenler aklıma gelince elimi zorla da olsa sikimden çekip, aşağıya indim. Dış kapıyı sessizce açtım ve sertçe kapatarak yukarı fırladım. Nihat kapının sesiyle kız kardeşimin üzerinden kalkmış, elleri sikinin üzerinde odada şaşkın şaşkın dolaşıyordu. Odaya girer girmez, gördüklerimden çok şaşırmışcasına,Noluyor yav, niye çıplaksınız?.. Kız, bu ne hal, siz ne yapıyorsunuz?.. gibi saçma sapan laflar edip, önce kız kardeşimin, sonra da Nihatın üzerine yürüdüm. Durumu henüz anlamış gibi Nihata, Bu ne durum lan, ne yaptın kızcağıza, ulan puşt, ulan ırz düşmanı pislik, biz de seni adam belledik, orospu çocuğu, gül gibi kardeşimin ırzına geçtin haaa, ben bunun hesabını sana sormaz mıyım, diye orasına burasına vurmaya başladım. Şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen Nihat benden kaçmaya çalışırken, kız kardeşim odadan kaybolmuştu. Onun yokluğunu fırsat bilip, kız kardeşimi siktiği sedire bakmasını önlemek için bir an önce odadan çıkmasını sağlamalıydım. Çünkü oraya bakarsa kan görmeyecek ve kız kardeşimin bakire olmadığını anlayacaktı. Sedirin yanındaki donunu ve pantalonunu önüne atıp, Siktir git ırz düşmanı orospu çocuğu, sonra hesaplaşacağız seninle, diyerek bir kez daha üzerine yürüdüm daha sonra da, Nerdesin kız, ne yaptı bu pislik sana, diye bağırmaya başladım. Nihat on saniyede toparlanmış ve kaçmıştı. Dış kapının kapanma sesini duyduğum anda kız kardeşim odada belirdi ve gelip boynuma sarıldı. Hâlâ çırılçıplaktı ve Nihatın dölleri bacaklarından sızıyordu. Abi, muazzamsın, nasıl faka bastırdın Nihatı Seni görünce ödü bokuna karıştı. Nasıl korktu senden değil mi! Abi sen çok cesursun be… dedi. Onu tam tutup, biraz önce Nihatla sikiştiği sedirin üzerine atacaktım ki, sedirin örtüsü aklıma geldi, – Dur bi dakka, dedim ve sedire baktım. Üzerinde küçük bir ıslaklık bile yoktu. Belli ki döllerinin tümünü kız karde?imin içine boşaltmış, o da dışarı akıtmadan sedirden uzaklaşmıştı. Üstümdekileri hızla çıkarıp sedire uzandım ve onu yanıma çağırdım. Bu defa NihatÕın yerinde ben vardım. Gelip yarı kalkık sikimi tuttu ve öpmeye başladı. Benim istediğimi o kendiliğinden yapıyordu. Öpüp yaladıkça sikim dikiliyordu. Ama benim derdim başkaydı. Nihatla sikişmek hoşuna gitmiş miydi? Ondan mı, yoksa benden mi daha çok hoşlanmıştı? Onunla yeniden sikişmek ister miydi? Ben bunları düşünürken sikimin başını ağzına aldı ve emzik gibi emmeye ba?ladı. Sikimi ağzından çekip, Nihat çok mu iyiydi? Altında çığlıklar atıyordun, dedim. Bozulmuştu. Altımdan sıyrılıp karşıma dikildi ve öfkeyle, Abi, sen ne diyorsun yav, hem beni ona siktiriyorsun, sonra da bana hesap soruyorsun. Nihat beni resmen sikti. Yani onunla sikiştim. Zevk almışsam nolmuş yani? Almamalı mıydım? Onun siki de seninkinden büyüktü işte… dedi. Kıskançlıktan kuduracak haldeydim ama onu doyasıya sikmek istiyordum. Kollarından tutup üzerime çektim ve sikimi yeniden ağzına verdim. O da hırsla ağzına alıp, sikimin üzerinde gidip gelmeye başladı. Arada dişleriyle başını ısırıyordu. Sanki amının içindeydim. Sikimi ileri ittim ve ağzının içini iyice doldurdum. Sonra ileri geri gidip gelmeye başladım. Giderek boşalmaya yaklaşıyordum ki, sikimi ağzından çıkarıp, Abi onu niye içime sokmuyorsun? Beni sikmeyecek misin? Çok istiyorum, dedi. Şaka yollu, Kızım daha biraz önce sikişmedin mi,a mının içi dolu değil miydi, diye sordum. Abi, doluydu da ne oldu ki, diye yanıtladı. Belli ki Nihat ibnesi sadece kendini düşünmüş ve kızcağızı orgazma ulaştıramamıştı. Demin sen boşalmadın mı, diye sordum. İçini çekerek, Yok be abi, kocaman sikiyle amımı acıtıp durdu. Tam zevklenirken de, içime fışkırıverdi. İşte o sırada da sen girdin içeri, dedi. Şimdi çok mu istiyorsun, dedim. Hııı, diye cevapladı. Belinden tutup sedire yatırdım ve bacaklarını ayırıp, anında amına giriverdim. Ahhh abim, diye bağırdı. Bir yandan iliklerime kadar dolu olduğum için, bir yandan da Nihat ibnesine bozulduğum için, hiçbir şey düşünmeden pompalamaya başladım. Sanki hırsımı kız kardeşimden alıyordum. Birden altımdan çekilerek, Ne yapıyorsun abi, nolur sen de onun gibi yapma, sev beni nolur, dedi. Aklım başıma geldi. Haklıydı. Onu sevmeden sikmeye çalışıyordum. Sanki otuzbir çekmek gibi bir şeydi. Sikimin başı içindeydi. Bir süre nefes nefese öyle durdum, sonra başını ellerimin arasına alıp önce yanaklarından, sonra da dudaklarından öpmeye başladım. Ben sana vurgunum, seni çok seviyorum, hep seveceğim, sen benim canımsın, diyip duruyordum. O da bana sarılmış, her yerimden öpüyor, Canım abim diyor, amını sikime doğru itiyordu. Bu defa ben de sikimi büyük bir zevkle içine ittim. Sadece sikim değil, bütün vücudum titremeye başlamıştı. O da titriyordu. Bu büyük bir zevkti. Ellerimle incecik belini kavradım. Onun elleri de omuzlarımdan tutmuş beni kendine doğru çekiyordu ve dudaklarımızla birbirimizi yiyorduk. Bu nasıl bir sikişti? Bu defa sikimi içinde yavaş yavaş ileri geri kaydırıyor, amının her zerresini sikimin üzerinde hissediyordum. Öyle inliyordu ki,sanki benimle sikişmiyor, inanılmaz bir rüyada yaşıyordu. Boşalmak üzereydi. İnleyerek dudaklarını ısırıp, başını iki yana sallamaya başladı. – Abi… abi… abim… abim benim… canım abim… diye inleye inleye boşalmaya başladı. Ben zaten kendimi zor tutuyordum. Ah… ah… ah… diye, dalgalar halinde boşaldım. Döllerim amının ta dibini dolduruyordu. Çünkü ikimiz de birbirimize öyle sarılmıştık ki, kasıklarımız ve bacaklarımız birbirine yapışmıştı. Boşalmamız bitmişti ama birbirimizi bırakmıyor, soluk soluğa bakışıyorduk. Abi, beni kucağına alır mısın, dedi. Ellerim zaten belindeydi. Doğruldum ve ellerimi sırtına doğru kaydırıp kendime çektim. Boynuma sarıldı. Şimdi sikimin üzerinde oturuyordu. Abi, biliyor musun, ben bu defa mutlaka çocuğa kaldım, dedi. Yüreğim hoplamıştı. Nerden belli ki, diye sordum. Abi, bugün iki defa içim döllerinizle doldu. Üstelik seninkiler amımın ta dibime kadar gitti. Ben nÕapıcam şimdi, dedi ve ağlamaya başladı. Nerdeyse korkudan ben de ağlayacaktım. Döllerimin hâlâ içinde olduğunu düşündüm ve onu şefkatle kucağıma alıp ayağa kalktım. Ağlama canım, korkma, onun da çaresine bakarız, şimdi banyoya gidelim de içindekileri boşaltalım, diyip banyoya girdim. Sikimi içinden çıkarmayı hiç istemiyordum ama çaresizdim. Onu yere bırakınca sikim çıktı ve amından döl boşaldı. Ağlaması geçmişti. Sikimi suya tutup yıkadım ve ona, Hadi amını iyice yıka da gel, ben acıktım, yemek yiyelim, dedim ve banyodan çıktım. Biraz sonra da o çıkıp yanıma geldi. Ben bu arada, annemin bize bıraktığı nohut, pilav ve hoşafı hazırlamıştım. Oturup güzelce karnımızı doyurduk. Bu arada Nihatla dalga geçmeyi de ihmal etmedik. Yemekten sonra yeniden yeniden sikiştik. Artık nerdeyse karı koca gibi olmuştuk. İkimiz de doymak bilmiyorduk.
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

çok şaşırdım. ama güzeldi – 4

merhaba aldatanlar.com okurları. bir onceki hikayemde yazlıkta emel i nasıl kocası önünde siktiğimi anlatmıştım. şimdi hikayeme kaldığım yerden devam ediyorum. ilerleyen saatlerde ahmetlere gittim. kapıyı çaldığımda emel kapıyı açtı ve beni içeri çekti. deli gibi dudaklarıma yapışmıştı. hemen belime bacaklarını doladı ve deli gibi öpüşmeye başladık. dumur üstüne dumur oluyordum kocası ahmette karşıda bize gülümsüyordu. sonra emel beni elimden tutup salona götürdü. konuştuk birazcık bu olayın kesinlikle aramızda kalmasını arkadaşlarmın ve site sakinlerinin bilmemesi gerektiğini söylediler. siz okurlardan başka kimse bu olayı bilmiyor. ki zaten isimlerde farklı isimler