ögrencilerimin hayali

Öğrencilerin başta okul sıraları olmak üzere öğrenci arkadaşları ve öğretmenleri ile girdikleri ilişkileri konu alarak oluşturulmuş olan liseli porno larının çeşitliliğine inanamayacaksınız. Öğretmen masası üzerinde ya da okul sıralarında yer alan bu videoları izledikçe hayretler içerisinde kalacaksınız.
Özellikle öğrencilerini baştan çıkaran öğretmenler ve öğretmenlerini baştan çıkarmak için yapmadığı kalmayan öğrenciler hakkında hazırlanan bu videolarda ortaya çıkan görüntüler nedeni ile seks hayallerinizin çok çeşitli hale gelebilmesi ve fantezilerinizin farklı bir boyuta yükselebilmesi mümkün olmaktadır. Sınıf arkadaşını baştan çıkarabilmek için ona sürtünen, minicik etekler giyerek erkeklerin aklını başından alan erkekleri gördükçe hayal dünyanızda kaybolabilmeniz söz konusu olmaktadır.
Bu videoları izledikten sonra sınıfa girdiğinizde farklı düşüncelere kapılmanız söz konusu olabilmektedir. Kızların kendi öğretmen masasına atarak erkekleri tahrik ettikleri, erkeklere sakso çekerken erkeklerin nasıl azdığını gördükçe hem çok şaşıracak hem de oldukça heyecanlanacağınız kesindir. Öğrenci erkeklerin öğretmenlerini nasıl becerdiklerini ve öğretmenlerinin nasıl zevke geldiklerini gördükçe “yok artık” diyeceğiniz kesindir.
sarışın pornolarına genel olarak bakıldığında genç kızların erkek arkadaşları ile nasıl cinsel ilişkiye girdiklerini gösteren öğrenci evi pornoları da geniş yer kaplamaktadır. Bu öğrenci evinde geçen cinsel ilişkilerin de çok çeşitli olanları bulunmaktadır. Gençlerin sınır tanımadan farklı pozisyonlarla ilişkiye girmelerinin yanı sıra çoklu grup sekslerine de tanık olabilmeniz mümkün olmaktadır. İki çiftin aynı odada nispet yapar gibi seks yaptıklarını görebileceğiniz bu videolarda hayrete kapılmanız mümkün olmaktadır.
İzlerken gençlerin seks dünyalarının sınırsızlığı karşısında hayrete düşmenizin mümkün olduğu bu videolar size yeni heyecanlar aramanız gerektiğini ve cinsel hayatınızı renklendirmeniz gerektiğini düşündürtecektir.
Her insanın içinde bulunan öğrenci fantezilerinin gerçekleştiği bu videoların çeşitliliğine haran kalacaksınız. Oral seks, anal porno ve daha pek çok pozisyonla kızları kendinden geçiren erkekleri görebilmenizin mümkün olduğu bu videolar orasında en popüler olanlardan biri de öğretmenin öğrencilerine seks yapmayı öğrettiği videolardır. Bu videolar için de bazen öğretmenin genç öğrenci çiftleri evinde ağırlayarak onlarla hem ilişkiye girip hem de nasıl ilişkiye girileceğini gösterdiği videoları izleyebilmeniz mümkün olmaktadır. Bazen de daha önce hiç ilişkiye girmeyen erkek öğrencisini evine alan öğretmenin öğrencisine kendisini nasıl becereceğini gösterdiğini izlemeniz mümkün olmaktadır. Bu videolarda genellikle öğretmenin seks yapmayı öğrettiği öğrencilerin ilk başta utangaç olduğunu ancak daha sonra utangaçlıklarının yerini şehvetin aldığını görebilmeniz mümkün olmaktadır.
Öğrenci pornoları arasında özellikle kızların erkek öğretmenlerini ayartmak için farklı şekillerde öğretmenlerini tahrik etmeye çalıştıklarını görmek ufkunuzu açacaktır. Eğer siz de seks konusunda fazla deneyimli değilseniz bu videoları izleyerek daha deneyimli hale gelebilir ve renkli bir cinselliğe adım atabilirsiniz. Cinselliğin farklı bir boyutunu ele alan bu videoları izlerken kendinizi videonun içinde gibi hayal edebilmeniz oldukça mümkün olan bir durumdur. Elbette bu da sizi daha çok heyecanlandıracaktır.

muhasebeciyle yattım

Adım Ömer. 20 yaşındaydım. 3 yıldır gay ilişkim vardı. Bir pazarlama şirketinde getir götür işi yapıyordum. Şirket kalabalık değildi. Patron, sekreteri, şirkette çalışan iki olgun pazarlama elemanı ve ben, toplam 5 kişiydik. Sekreter Nalan dışında herkes çok sıkıcıydı. Gay olduğum için Nalan da beni çekmiyordu. İşten bunalmıştım. Ücretim de düşüktü. Bu parayı her yerde kazanabilirdim. Şirketten ayrılmayı düşünmeye başlamıştım. Bir gün işe gitmeyip iyice düşündüm. Sonunda kararımı verdim. sabah çıkışımı isteyecektim.

Erkenden ofise gittim. Nalan dışında kimse yoktu daha. Az sonra 30 yaşlarında biri geldi. Nalan, “Hoşgeldiniz Erdoğan Bey” dedi. Sonra bana döndü ve “Ömer, Erdoğan Bey yeni muhasebecimiz, dün işe başladı” dedi. Sonra odaya geçtik. Zaten herkes aynı odada oturuyordu. Yalnızca patronun iyi döşeli ve geniş bir odası vardı. Nalan da, patronun odasının yanındaki küçük odadaydı.

Odaya geçince Erdoğan’ı iyice incelemeye başladım. Orta boylu, irice ve koyu esmer biriydi. Çok yakışıklı sayılmazdı. Yalnız acayip seksiydi. Biraz konuştuk. aslında cana yakın sayılırdı ama sert erkek havası vermeye çalışıyordu. Konuşmayı kısa kesti ve evrak almak için dolaba gitti. Aradığı dolabın üst raflarındaydı. Bir sandalyeye çıktı. Bazı klasörleri aldı ve bana “Ömer, şunları alır mısın” dedi.

Yanına gidip dosyaları aldım ve masasına götürdüm. Tekrar yanına geldim. O raftaki dosyalara bakarken, onu izlemeye başladım. Gözüm pantolonunun önüne ilişti. Acayip dolgun duruyordu. Erdoğan, birden eliyle sikini düzeltti. O sırada tam ona bakıyordum. O da aşağı baktı ve onun önüne baktığımı gördü. Daha ilk günden yakalanmıştım.

Erdoğan dosyaları indirme işi bitince, oturup çalışmaya başladı. Onu izliyordum. Giderek bana daha çekici görünüyor ve canım onu daha çok istiyordu. İşten çıkmayı erteledim.

Her gece Erdoğan’la seviştiğimi düşünüyor ve öyle doyuma ulaşıyordum. Ertesi günü heyecanla bekliyordum. Artık iş ortamı, benim için sıkıcı olmaktan çıkmıştı. İki pazarlama elemanının olmadığı zamanlarda ona yaklaşma çabalarım pek sonuç vermiyor,

o hala katılığını koruyordu. seks yönünden aramızdaki tek iletişimin nedeni, Erdoğan’ın sık sık sikini kaşıyan tiplerden olmasıydı. Gözüm sikinde olduğundan, çoğu zaman da, ona baktığımı görüyordu. Bakışlarından, ona ilgimi anladığını seziyordum. Ona karşı bütün sıcaklığımla davranıyordum. Ancak onun maçoluk duvarını aşamamıştım.

Bir Cumartesi günüydü. Akşam iş çıkışı, eskiden tanıdığım bir erkeğe gitmeyi düşünüyordum. Bu nedenle en seksi giysilerimi giymeye karar verdim. Beyaz badi gömleğimi ve altına en dar ve en açık mavi jeanimi giymiştim. sabah odaya girince, ilk kez beni dikkatle süzdü. Bakışları beni heyecanlandırmıştı.

Hava çok sıcaktı. O da açık renk bir tişört giymişti. Nefis pazuları ve tişörtün içinden oldukça kaslı vücudu belli oluyordu. Bu beni iyice azdırdı. Gömleğimin üst düğmeleri zaten açıktı. Bir düğmeyi daha açtım ve gömleği araladım. Beyaz pürüzsüz tenim ortaya çıkmıştı. Erdoğan’ın gözü arasıra göğsüme takılıyordu. Ancak, ondan birşey beklemeyi çoktan bırakmıştım. Akşam ne yapacağımı planlıyordum.

Akşama doğru patron geldi. “Bazı beyannameler yetişecek. Erdoğan Bey ve ben akşam mesaiye kalacağız. Sen de kal. Yardımcı olursun.” Dedi. Bu işe kafam bozuldu. Yine de, Erdoğan’ın da kalacak olması nedeniyle, teselli oldum. Akşam Erdoğan bazı formları dolduruyor. Arasıra beni çağırarak, ufak tefek bazı işler veriyordu. Patron arada odaya gelerek, işin ne durumda olduğunu soruyordu. Sonunda Erdoğan, “Tamam bitti efendim. Ufak bir iki düzeltme var, o kadar.” Dedi. Patron, “Peki, ben çıkıyorum, siz de işi tamamlayıp çıkarsınız.” Diyerek gitti.

Patron çıkmıştı. Pencereden baktım ve arabasına binip gittiğini gördüm. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım, saçlarımı düzelttim ve gömleğimin düğmelerini karnıma kadar açtım. Erdoğan’ın yanına gittim. Bana baktı, siyah gözlerinde yırtıcı bir bakış vardı. Birden “Gel buraya” diye seslendi. Yanına gittim. Döner tekerlekli koltuğunu geri çekti. Yarağını göstererek, “Çoktandır bunu istediğini biliyorum. Bu gece senin olacak, çok azdırdın beni” dedi. Sonra önünü açtı ve elimi tutup yarağına götürdü.

“Haydi oyna bebeğim” dedi. Avucumda müthiş birşey duruyordu. İrice olduğunu tahmin ediyordum ama, bu kadarını düşünmemiştim. 20 santimlik yaraklardandı. Kalın ve damarlıydı. Hafif yay şeklindeydi. Çoktandır bu kadar güzel yarak görmemiştim. Hemen çömeldim ve yalamaya başladım. Nefis yarağını iki elimle tutuyor, yalıyor va kafasını ağzıma sokup çıkarıyordum. Arada öpüp yüzüme gözüme sürüyordum.

Erdoğan’ın yarağı taş gibi olmuştu. Avucuma alıp olanca gücümle sıktım. İyice katılaştı. Dilimle taşaklarına inidim. Onları yalamaya başladım. Taşakları da nefisti. Dolgun ve koyu esmerdi. Deliye dönmüştüm. Yarağını tekrar avuçladım ve ağzıma aldım. İri aletini ağzımı tıka basa dolduruyordu. Yarağını ağzımdan çekti ve “acele etme yavrum, seninle daha çok işimiz var” dedi.

Erdoğan ayağa kalktı, kolunu belime doladı ve patronun odasına geçtik. “Hadi soyun” dedi bana. Gömleği çıkardım önce. Sonra arkamı ona döndüm ve ağırdan alarak önce pantolonu çıkardım. Sonra iyice ağırdan alarak ve kalçamı iyi görmesi için eğilerek tangamı çıkardım. Tam soyumuştum. Erdoğan’ın iri ve sıcak ellerini kalçamda hissettim. Kalçamı avuçluyor, okşayıp sıkıyordu.

“Güzel götün var bebeğim” dedi. Beni çekerek patronun deri kanapesine götürdü. Kanapeye çıkıp domaldım. Erdoğan arkama geçti. Yarağını kalçama sürtmeye başladı. Kol gibi yarağı ateş gibiydi. Kalçama sürtmesi beni heyecanlandırıyordu. Nefesim kesilmişti. Kalçamın kanatlarını elleriyle iki yana ayırdı sonra ve sikini arasına bastırdı. Biraz da öyle sürttü. İkimiz de soluk soluğaydık.

Erdoğan parmaklarıyla göt deliğimi buldu ve oynamaya başladı. Şehvetten ve sıcaktan götüm ter içinde kalmıştı. Deliye dönmüştüm. Erdoğan parmaklarını tükürükledi ve deliğime soktu. Parmakları içimdeyken götümü oynatmaya başladım. Erdoğan azmıştı. Kısık sesle “ nefis amcık” dediğini duydum. Kalçama bir şaplak attı. “Git krem bul, yoksa götün dayanmaz” dedi. Akşam için hazırlıklıydım.

Cebimde ufak bir krem tüpü ve cüzdanımda prezervatif vardı. Kalktım çıkardım. Erdoğan elimden çekip aldı. Yarağına prezervatif geçirip iyice kremledi. Sonra götüme krem sürdü. Parmağını götüme sokup, götümün içini de yağladı. Yine domalmıştım. Arkama geçti. Yarağının ucu deliğime değiyordu. İki eliyle deliği araladı. Kafasını geçirdi. Deliğimde müthiş bir acı duydum ve inledim. İnlemem onu iyice azdırdı ve iki eliyle kalçamdan yakaladı ve beni yarağına iyice çekti.

Yarağı biraz daha girmişti götüme. Kendimi serbest bıraktım ama dayanılacak gibi değildi verdiği acı. Biraz bağırdım. “Sen istedin, nasılmış” dedi boğuk bir sesle. Yanıtlayacak halim yoktu. İnlemeyi sürdürdüm. Erdoğan yarağını daha fazla sokmaya başladı, acıya dayanamıyordum, biraz ileri kaçtım. Yarağı götümden biraz dışarı çıktı. Ama onun beni bırakmaya niyeti yoktu. Başım kanapenin yanındaki duvara değiyordu. Arkama iyice abandı ve tam duvara yasladı başımı.

Ellerim kanapenin kolluk kısmındaydı, iyice sıkıyordum kanapenin kolluğunu. Erdoğan arkama yüklendi birden. Koca yarağını kökledi. Öldüğümü sandım. Bağırdım. Başımı geriye çevirdim. Erdoğan delirmiş gibiydi. Köpek gibi soluyordu. Başını geriye itmiş ve boyun kasları gerilmişti. Çok azdım onu görünce. Çoktan beri istediğim erkeğin yarağı götümdeydi sonunda. Bağırmamak için kendimi sıkıyordum.

Kesik kesik inliyordum yalnız. Bu kez o azdı. Pompalamaya başladı. Önce hafif darbeler vuruyordu. Sonra birden hızlandı. Yarağı götüme girip çıkıyor ve dayanılmaz bir zevk duyuyordum. Her girişi acıyla karışık bir zevk veriyor, her çekişi içimi eritiyordu. Dayanamıyor, giderek yüksek sesle inliyordum. İnlemelerim Erdoğan’ı azdırıyor ve daha sert pompalıyordu. Her gömüşünde kasıkları kalçamı dövüyordu. Ben de kendi yarağımla oynuyordum.

Az sonra sikilmenin zevkiyle patronun kanapesine boşaldım. Boşalırken kasılmam ve inlemelerim onu daha çok azdırdı. Yarağını iyice çekip sonra köküne kadar gömüyordu. Ne kadar sürdü bilmiyorum. Sonra birden sımsıkı belimden tuttu ve kendine çekti. Hızla kökledi ve öyle kaldı. Boğuk bir “al” sesi duydu. Erkeğim deliğimde patlamıştı. Yarağını içimden çekti. Kalçamı okşadı ve ayağa kalktı.

Doğruldum. Erdoğan prezervatifi çıkarmıştı. Kol gibi yarağı dölüyle ıslaktı ama hala dikti. “Hadi yala” dedi bana uzatıp. Nefis yarağını iyice yaladım. Beni elimden tuttu ve kaldırdı. Dudaklarımdan öptü. “Çok siktim ama böyle nefis göt görmemiştim.” Dedi. Temizlenip çıktık. O günden sonra Erdoğan sikicim oldu. Ama ofiste yapmadık bir daha. Beni evinde sikiyordu. İlişkimiz altı ay kadar sürdü. Sonra hem işi hem de Erdoğan’ı bıraktım. Başka sevgililerim oldu. Ama hala nefis yarağı ve beni yarağa doyurduğu geceler aklıma geliyor.

hesapta olmadı ama yaptık bi kere

Herkese Merhaba Hemen hikayeye geçiyorum.O gün öğle paydosu için yemekhaneye çıktığımda, “Telefonun var!” dediler; Gidip açtım, bakıcı kadın «çocuğumun rahatsızlandığını» haber veriyordu. Hemen izin alıp gitmem gerekiyordu. Yemek yemeyi beklemeden aşağı indim. Çalıştığım şirketin müdürü yerinde değildi, izin almak için yardımcısının odasına yöneldim; bir an boş bulunup kapıyı çalmadan içeri girdim.Beni karşısında görünce, kapıyı çalmadan girdiğim için kızacağını düşündümse de, nedense, sanki başka birinin görmesini istemediği bir şey yapıyormuş da bana yakalanmış gibi telaşlandı, yüzü kızardı. Onca telaşımın arasında yine de bu durum kafama takılmıştı. Çok fazla üstünde durmadım, aceleyle durumu anlatıp, «Hemen gitmem gerektiğini» söyledim, izin alıp çıktım.İşyerimizde yaklaşık yirmi kişi çalışıyordu ve biz yalnızca üç bayandık. İşimiz çok yoğun olmadığı için bol bol boş zamanımız olurdu ve genellikle birkaç kişi bir odada toplanıp gevezelik eder, dedikodu yapardık. Bu durum tüm çalışanlar için geçerliydi. Hatta, zaman zaman müdürümüz bile bizim gevezeliklerimize katılırdı. Aramızda farklı olan yalnızca Turguttu. Turgut müdürden sonra ikinci derecede yetkili amirimizdi. O, işi olsa da, olmasa da odasından pek çıkmaz, bizim toplantılarımıza katılmazdı. Kitap okur, bir şeyler yazar, tanıdıklarıyla uzun telefon görüşmeleri yapardı. En çok da bilgisayar başında zaman geçirirdi.O herkes için bilinmeyenlerle dolu bir yabancıydı. Tüm personel ondan çekinir, yanına yaklaşamazdı. Bu korkudan çok sevgiye dayalı bir saygıydı; çünkü, o gerçekten iyi bir yöneticiydi. Kendisiyle samimi olmayı başaramasak da saygımız sonsuzdu. Hatta, çoğu zaman ona imrenir; hepimizin, günlerimizi boş boş, zevzeklik ederek geçirdiğimizi, onunsa yararlı işlerle meşgul olarak zamanını değerlendirdiğini itiraf ederdik.Birlikte çalıştığımız yaklaşık 7 yılın ilk 6 yılında onunla özel olarak hiçbir konuyu konuşmamıştık.
Bir gün, bir iş görüşmesi için odasında bulunduğum sırada, daha önce hiç yapmadığı bir şey yaptı ve nasıl olduysa bana kendi özel hayatıyla ilişkili bazı şeylerden söz etti. Ben de bunu fırsat bilerek onu konuşturmaya çalıştım. O bizim gözümüzde her şeyi yolunda giden, mükemmel bir yaşam biçimi olan, her yönüyle dört dörtlük biriydi. O gün anladığım kadarıyla gerçek bizim bildiğimiz gibi değildi. O görüntünün altında gizli bir gerçek vardı. Sonuçta o da hepimiz gibi bir insandı ve onun da herkes gibi sorunları vardı. İşyerindeki herkes birbirinin sorunlarını bilir, kimse sorunlarını gizleyip saklamazdı, farklı olan onun, bu anlamda kimseyle konuşmamasıydı.Sonraki günler onun odasına daha sık gitmeye, onun yanında daha uzun sürelerle kalmaya başladım. Hatta bu durum diğer arkadaşların bile dikkatini çekmeye başlamıştı; Turgut hakkında öğrendiklerimi kendilerine anlatacağım günü bekliyorlardı.Kendi insan ilişkilerinden memnun değildi. Evliliğiyle, eşiyle ilgili sorunları vardı. Onu rahatsız, huzursuz eden pek çok şey vardı; hatta, geçmişte yaşadığı, ancak hâlâ etkisinden kurtulamadığı bir olayın izleri her halinden belli oluyordu.Kısa zamanda onu konuşturmayı başarmıştım. Bana kendisiyle ilgili her şeyi, hatta eşinin bile bilmediği bir çok şeyi anlattı.Konuşmalarımız sırasında, onun kendine özgü her şeyi rahatça anlatabilmesi için gerekli yakınlık ortamını sağlamak amacıyla ben de kendi sorunlarımı anlatıyordum. İşin gerçeği, benim de çevremdeki diğer arkadaşlara anlatmaya çekindiğim sorunlarım vardı. Eşimle ilişkimiz giderek bozuluyordu. Zaman zaman beni dövmeye bile başlamıştı. Hiç beklemediğim bir anda, hiç beklemediğim bir şekilde Turgutla sırdaş olmuştuk. Başkalarına açıklayamadığım sırlarımı ona açıklayabiliyordum. Kocamın beni dövdüğü bir akşamın ertesi günü, gözyaşlarına boğularak, hıçkırıklar içinde olanları Turguta anlatmıştım. Beni teselli edip sakinleştirmek için çok uğraşmıştı. Onunla konuşmalarımız sırasında hiçbir zaman onu bir erkek, kendimi de bir kadın olarak düşünmemiştim. Yaklaşık bir yıldır gelişen ilişkimiz çerçevesinde o benim için her şeyden önce bir «insan»dı ve çok iyi bir dosttu. Onun da bana aynı gözle baktığına inanıyordum.O gün kapıyı çalmadan odasına girdiğimde niçin telaşlanıp utandığı kafama takılmıştı.
– “Bunu mutlaka öğrenmeliyim!” dedim kendi kendime.
Ben içeri girdiğimde kapıya arkası dönük, bilgisayarın başında bir şey yapıyordu ve kapının açıldığını hissettiği anda aceleyle bilgisayarın ekranındaki görüntüyü değiştirmişti. Onu telaşlandıran şey,her ne ise mutlaka bilgisayarın ekranındaydı.Genellikle öğle yemeği yemezdi. Öğle paydosunda «odasına kimsenin girmeyeceğini» düşünerek bilgisayar ekranında porno film mi seyrediyordu yoksa? Bir kez daha;
– “Bunu mutlaka öğrenmeliyim!” dedim kendi kendime. Benimki, yalnızca bir merak olmanın ötesinde, daha çok bir «hınzırlık»tı.
Birkaç gün sonra öğleyin, önceden planladığım gibi yemeğe çıkmadım. Herkesin yemekhaneye çıktığından emin olunca koridoru sessizce geçip kapısının önüne geldim, içeriden hafif bir müzik sesi geliyordu. Nedense çok heyecanlıydım, ellerim titriyordu, avuçlarım terlemişti. Bir an cesaretim kırıldı, geri dönmek istedim. Ama yeniden cesaretimi toplayıp kapıyı açtım; girer girmez de dikkatlice kapadım. Doğruca ilerleyip, bilgisayarın ekranına baktım. Tam tahmin ettiğim gibiydi; gizlemeye çalıştığı şey bilgisayar ekranındaydı. Üst üste birkaç pencere açmıştı ve ben içeri girdiğimde bunları kapatmasına fırsat bulamamış, «suçüstü» yakalanmıştı. Yüzü kıpkırmızıydı, iri iri açılmış gözlerle bana bakıyordu. Hiçbir şey söylemeden, yüzümde hınzır bir gülümsemeyle oturduğu yere doğru yaklaştım, uzanıp bilgisayarın faresini elime aldım ve son bir çabayla, bilgisayar ekranında simge durumuna küçülttüğü pencereleri açmaya başladım. Birincisini açtım, bir sevişme sahnesini gösteren, müthiş etkileyici bir resim geldi ekrana. Oturduğu yerden kıpırdamadan beni izliyordu, kaskatı kesilmişti. Derin derin nefes alışını hissediyordum. Hatta birbirimize öyle yakındık ki, nefesini yüzümde hissedebiliyordum. Sırayla diğer pencereleri açmaya başladım; aynı türden resimler vardı ve hepsi de birbirinden etkileyiciydi. Bir an gözüme bir şey takıldı; cinsel organı, pantolonundan dışarı çıkacak derecede dikleşmişti ve o «bu durumu fark etmeyeyim diye» ıkınıp sıkınıyordu. Daha sonra olanların hiçbiri, ama hiçbiri, kesinlikle önceden düşünmediğim, tahmin etmediğim, olasılık tanımadığım şeylerdi. Birden, sanki bir büyünün etkisi altına girmiş gibiydim ve sanki birinin bana verdiği bir emri uyguluyordum. İradem yok olmuştu. Bilgisayara doğru eğildim; vücutlarımız birbirine temas etti, bir anda her yanımı bir elektrik akımı kaplar gibi oldu. Ekranındaki pencereleri kapattım, müziğin sesini iyice kıstım. Kulağına eğilip;
– “Kapının anahtarını ver!” dedim, «Verir misin?» demedim!
Hiç itiraz etmeden, ceketinin cebinden bir grup anahtar çıkardı, içlerinden birini tutup, diğerlerini aşağı sarkıttıktan sonra bana uzattı. Onun da benden farkı yoktu; o da büyülenmiş gibiydi, beti benzi atmıştı. İki adımda kapıya ulaştım, ses çıkarmamak için dikkatlice kapıyı kilitledim ve çarçabuk yanına döndüm. Ellerinden tutup, oturduğu yerden kaldırdım. Masanın karşı tarafına geçtik. Ayakta karşılıklı durduk; bir anda ona sarıldım ve öpmeye başladım. Vücutlarımız birbirine yaklaştığında, dimdik duran cinsel organının karnıma değmesiyle birlikte aklım başımdan gitti. Eşimle de aynı şeyler defalarca olmuştu, ama hiçbiri bu kadar etkileyici değildi. Birbirimize sarılmış, delicesine öpüşüyorduk. İnlemelerimiz dışarıdan duyulacak diye korktuğumuzdan, nefes almaya bile çekiniyorduk.Daha fazla dayanamadım, elim pantolonunun fermuarına gitti, fermuarı indirdim. Birkaç başarısız denemeden sonra elimi içeri sokmayı başardım. cinsel organını avucuma aldım. Ateş gibi yanıyordu ve başı ıpıslaktı. Ayakta duracak halim kalmamıştı, koltuğun üzerine çöktüm. O dimdik nesnesini dışarı çıkardım ve öpmeye başladım. Öyle dikleşmiş ve öyle sertti ki, onu zaptetmekte güçlük çekiyordum. Pantolonunun kemerini ve düğmesini çözdü, ben de pantolon ve külotunu aşağıya doğru sıyırdım. Yeniden o sert cismi elime aldım, öpmeye, okşamaya başladım.
Ne durumda olduğumu anlatacak sözcük bulamıyorum. Benim durumumda olup, böyle bir olayı yaşamayan birinin beni anlamasının mümkün olabileceğini sanmıyorum.Cinsel organını ağzıma aldım, başımı ileri-geri hareket ettirerek, organının ağzıma girip çıkmasını, ileri-geri kaymasını sağlıyordum. İkimiz de çılgın gibiydik. İki eliyle saçlarıma sımsıkı yapışmış, başımın hareketlerine eşlik ediyordu. Birden organını ağzımdan çekip yandaki koltuğun üzerine çöktü. Mesajı almıştım. Hemen ayağa kalkıp önüne geçtim. Bir an göz göze geldik; kırk yıllık sevgili gibi.. Avuçlarıyla, eteğimin üzerinden bacaklarımı okşamaya başladı. Sonra, bir elini etekliğimin altından içeri sokup, külotlu çorabımın üzerinden bacaklarımın iç kısmında okşamalarını sürdürdü. Aceleyle eteklerimi yukarı doğru toplayıp, bir elimle yukarıda tuttum. Elini oramın yakınında hissettiğimde başım dönmeye başladı. Daha bir dakika geçmemişti ki külotumla birlikte külotlu çorabımın belimden aşağı kaydığını hissettim, kalçamı geriye doğru çekerek engel olmaya çalıştım, ama başaramadım. O çoktan uzanmış, çıplak göbeğimden aşağı doğru öpücükler kondurmaya başlamıştı. İki avucu, pençe gibi kalçalarıma yapışmıştı. Ayakta durabilmek için gücümün son zerrelerini harcıyordum; dilinin ucunu amımın dudaklarında hissettiğimde arkamı dönüp, kendimi kucağına bıraktım ve;
– “Tamam kızım!” dedim kendi kendime, “Hiç kurtuluş yok! Bu iş olacak!”
İki avucu yine kalçalarımdaydı. Bir elimi bacaklarımın arasından uzatıp cinsel organını kavradım. O da beni kalçalarımdan tutup, yukarı doğru kaldırdı. Dimdik duran o sihirli nesneyi orama yaklaştırdım. Heyecandan tiril tiril titriyordum ve çok beceriksizce hareket ediyordum. Güç bela organının başını oramın ağzına hizaladım ve kendimi bıraktım. Cinsel organımın içi, dışı, çevresi öyle istekli, öyle ıslak ve öyle kaygandı ki, üzerine oturduğum anda, Turgutun o tatlı nesnesi içime doğru girmeye başladı ve aşağı-yukarı doğru birkaç hamlenin ardından sonuna kadar gömüldü. Duyulmasına aldırmaksızın «Oohh!» diye bir çığlık attım ve bir an öylece kalakaldım. Bir çelik çubuk gibi içimdeydi ve Turgutun kalp atışlarını içimde duyuyordum. Kıpırtısı beni iyice kendimden geçirdi.
Gücümü biraz toplayıp, vücudumu yukarı-aşağı hareket ettirmeye başladım. O da avuçlarının içinde tuttuğu kalçalarımdan yukarı doğru vücudumu kaldırmama yardımcı oluyordu. Ama tempoyu ayarlama işini bana bırakmıştı. Vücudumun yukarı-aşağı hareketlerine bağlı olarak içimde ileri-geri kayan sert ve dimdik nesnesi beni çılgına çevirmişti. Sanki hayatımda ilk kez bir erkekle birlikte oluyormuşçasına heyecanlıydım. Tanrım! Yasak şeyler niçin bu kadar cazip oluyor? Niçin kocamla olunca böyle güzel değil? Birden aklıma eşim ve çocuğum geldi; bir an büyük bir pişmanlık duydum; kendimden nefret ettim. O yine beni kalçalarımdan yukarı doğru kaldırıyor, cinsel organı yarıya kadar oramın dışına çıkınca yavaşça bırakıyordu. Sihirli nesne içimde ileri-geri kayıp duruyordu. Kapıldığım pişmanlık duygusundan şaşılacak kadar kolayca kurtuldum. Hatta, başımı omzumun üzerinden döndürüp, dudaklarına doğru uzanarak;
– “Öp beni canım!” diye fısıldadım.
Uzun uzun öpüştük. Dillerimiz birbirini okşadı. Sırayla birbirimizin dudaklarını emdik. Az sonra yeniden önüme döndüm ve bu kez daha hızlı bir tempoda vücudumu yukarı-aşağı hareket ettirmeye başladım. Ayaklarını ileri doğru uzatmış, belini yukarı doğru kaldırmıştı ve bu durumda içime gömülen cinsel organını çok daha fazla hissediyor, daha çok tahrik oluyordum.Turgutun cinsel organının içime her gömülmesinde çığlık atmak istiyor, ancak, dışarıdan duyulacağı endişesiyle çığlık atmamak için dudaklarımı ısırıyordum. Bazen dikkatsizlik ediyor, yukarı doğru kaldırdığım kalçalarımı aniden aşağı bırakıyordum ve kalçalarımın onun vücuduna çarpmasıyla birlikte «Şap!» diye bir ses çıkıyordu. Bu ses de bambaşka bir tahrik unsuruydu. Çığlık atmak istiyor, korkudan sürekli olarak dudaklarımı ısırıyordum.Bu arada, o da bir elini kalçalarımda, karnımda, göbeğimde gezdiriyor, diğer elinin parmaklarıyla da klitorisimi okşuyordu.Birkaç dakika sonra vücudu iyice gerildi, nefesi sıklaştı. Kalçalarıma yapıştı, tempoyu kendi denetimine aldı. Öncekilere göre daha tempolu ve daha kuvvetli hareket ettirmeye; her defasında cinsel organı içimde tamamen gömülünceye kadar bastırmaya başladı. Son bir hamle yaptı ki, o çıldırtıcı nesnenin başını sanki midemde hissettim. Hırlamaya benzer bir ses çıkardı ve vücudunu hızlıca aşağı-yukarı hareket ettirdi. Boşaldı. Spermlerinin içime fışkırırken vajina duvarlarına çarpmasını ve onların yapışkan sıcaklığını hissediyordum.
– “Fışkırt! Doldur spermlerini içime!” diye haykırmak geldi içimden, ama yine dudaklarımı ısırıp sustum.
Kendimi onun kucağına bıraktım. Parmağımı oynatacak dermanım kalmamıştı. O, bir eliyle kalçamı, diğer elinin parmağıyla da hafif ve tahrik edici bir şekilde klitorisimi okşuyordu. Aynı zamanda omzumun üzerinden uzanmış kulak mememi yalıyor ve;
– “Harikasın! Harikasın!” diye fısıldıyordu.
Tüm vücudum gerildi, gerildi, gerildi; başım döndü, oda döndü, dünya döndü; bir volkan patladı, deprem oldu, sarsıntılar içinde ben de boşaldım.Öylece ne kadar kaldığımızı anımsamıyorum. Tanrım! Ne müthişti! Bir erkekle birlikte olmanın bu kadar zevkli olabileceğini asla düşünmemiştim. Hâlâ bu müthiş zevkin sırını çözebilmiş değilim ve ulaşabildiğim tek sonuç «yasak edilmişliğin cazibesi».Aceleyle kalktım kucağından. Eğilip, ayakkabılarımın üzerine kaymış olan külotumu ve çorabımı tutup yukarı çektim. Eteklerimi aşağı saldım, düzelttim. Ona doğru döndüm. Eğilip bir veda öpücüğü verip ayrılacaktım ki, endişeli bir yüzle;
– “Biz ne yaptık Seher?” diye sordu. Sesi titriyordu. Bir an ne diyeceğimi şaşırdım;
– “Ama!” diyebildim, “Çok güzeldi! Harikuladeydi!”
Aceleyle kapıya doğru yürüdüm. Dikkatle dışarıyı dinledim, ses seda yoktu; sessizce anahtarı çevirdim. Korkarak kapıyı araladım ve onu olduğu yerde donakalmış bir şekilde bırakarak kendimi dışarı attım.Akşam eve hangi duygular içerisinde gittiğimi anlatmak mümkün değil. Bir yanda en coşkulu anlarımda bile hayal edemeyeceğim bir zevki tatmanın sarhoşluğu, öte yanda eşini başka bir erkekle aldatmış olmanın yaratacağı suçluluk duygusu. Bir yanda «Bu müthiş zevki bir kez daha tadabilecek miyim?» sorusu, öte yanda «duyduğum suçluluk duygusunun beni nereye sürükleyeceği» endişesi. Ama asıl gerçek olan, yakın olan ve somut olan, «Akşam eve gittiğimde eşimin ve oğlumun yüzüne nasıl bakacağım?» sorusu ve bunun yanıtıydı.Ama, kim ne derse desin, o gün olanlar her şeye değerdi.Duyduğum endişelerin hemen hemen hiçbiri akşam eve gittiğimde gerçekleşmedi; çünkü, şaşılacak şey zerre kadar suçluluk duygusuna kapılmamıştım. Hâlâ da böyle bir duyguya kapılmadım ve bunu o olayın doğallığına bağlıyorum. Sanırım, önceden planlamış ve uygulamış olsaydım durum çok farklı olurdu. Yaşadığım kaçamak ne eşime ve oğluma karşı ilişkilerimde, ne özel yaşamımda ve ne de Turgutla sonraki ilişkilerimde en küçük bir değişikliğe yol açmadı. O olay sırasında, çığlık atmamak için ısırılmaktan morarıp yaralar bağlayan dudak kenarlarımla ilgili olarak sorulan ve çoğu imalar içeren sorulara yanıt uydurmaktan başka hiçbir sorun da çıkmadı.Olayın üzerinden iki gün geçtikten sonra Turgutla tekrar karşılaştığımızda, ikimiz de sanki aramızda hiçbir şey olmamış gibi davranmayı başarabildik. Yalnız, işin gerçeği, onu bilmiyorum ama, benim, ne o yarım saatlik kaçamağı, ne de o birlikteliğin tadını ve heyecanını unutmam mümkün değil. Asla…

sex için yaratılmış

Başımdan geçen hiç ummadığım bir ilişkimi anlatmak istiyorum size. Kuzenimin nişanında karşılaşmıktık Betül’ün ailesi ile. Betül kuzenimin nişanlısı. Antalyada’ki evlerinde aile arasında bir tören yapılmıştı.

Betül’ün ailesi oldukça sıcak insanlardı. Benim dikkatimi annesi Ayfer Hanımın çok genç görünmesi çekmişti. Sonradan öğrendiğime göre Ayfer Hanım ailesinin baskısı ile 17 yaşında evlenmiş ve 18’inde anne olmuştu. Kocası Mahmut Amca ile aralarında 11 yaş vardı. Ayfer Hanım’la aramızda ise ancak ona abla diyebileceğim kadar bir fark vardı.

Kocasına amca dememe rağmen ona teyze veya abla diyemiyor Ayfer Hanım diye hitap edebiliyordum ancak. Biz deniz kenarında yaşadığımız ve kızı da burada çalıştığı için tatillerde bize geliyorlardı. Kuzenimin evi biraz küçük olduğu ve bahçelerimiz bitişik olduğu için Ayfer Hanım ve kocası bizde kalırlardı. Her seferinde kocası döndükten sonra Ayfer Hanım 1-2 gün daha kalır öyle dönerdi.

Bizde İzmir’de kalmamız gerektiğinde onlara uğrar, işimiz uzadığı zamanlar mutlaka misafir kalmamız için ısrar ederdi. Yine birgun Antalya’ya gitmiştik akşam Ayfer Hanım’lara ugradık ve yemek yedik. Mahmut Amca annesi rahatsızlandığı için birkaç gün evvel Kütahya’ya gitmiş henüz dönmemişti. Gece 22.00 arabası ile dönmeyi planlıyorduk fakat kardeşim arayarak yarın çalıştığımız

birkaç firmayla ilgili halledilmesi gereken işler olduğunu bildirdi. Annemler dönmek zorundaydılar ve onları otogara bırakıp benim kalmam konusunda fikir birliğine vardı hepsi. Bende kabul etmek zorunda kaldım. Akşam 23.30 gibi otogardan geldiğimde oğlu Umut ile film seyrediyorlardı. Umutla beraber geyiğe sardık ve filmle birlikte saati 01.00 yaptık. Umut ertesi gun işe gideceği için hemen yattı. Bende çabucak bi duş aldım. Ayfer Hanım bana dipteki küçük odayı hazırladığını söyledi.

Teşekkür edip odama çekildim. Normalde hep kızının eskiden kaldığı büyük odayı hazırlardı misafirlerine. Yorgunluktan hemen uyumuşum. Rüyamda Erotik sahneler uçuşmaya başlamıştı. Bir huri boynumu sehvetle öpüyordu. Sıcaklığını tamamen hissediyordum. Birden uykudan sıyrılmaya başladığım halde rüyanın sürdüğünü fark ettim.

Tam hızla doğrulurken bir el agzımı örttü. Yarı karanlıkta yüzüme bir karış mesafedeki ışıldayan bakışları üzerime dökülen kıvır kıvır saçları ve harika ten kokusunu fark ettim. Ayfer fısıltıyla “Şşş sakın ses çıkarma Umut uyuyor” dedi. Şaşkınlığım geçer gibi olunca elini çekip yavaşça dudaklarıma yaklaştı ve uzun yumuşacık öptü beni, dudaklarımı diliyle araladı ve dillerimiz birbirine karışırken tükürüğünü tatmış oldum.

Ellerim yavaşça gevşeyip sırtına dolanınca öpüşmeye ara verdi ve memnun sıcak yorgun bir gülüşle “Beni reddedeceğinden korkmuştum, teşekkür ederim” diye fısıldadı. Ayfer sadece 38 yaşındaydı.. Makyajsız sade ama bakımlı vücudu ve cildi olan bir kadındı. Sadece şaşırdığımı daha önce benden veya herhangi birinden hoşlandığına dair küçücük bir belirti bile göstermediğini söyledim ona.

Gülümsedi ve “Sanırım dikkatli değilsin senden hoşlana çok kişi var ama beni cezbeden bana herkesin tersine yenge, abla vb. yerine surekli Ayfer Hanım diye hitab etmen. Neden?” dedi. Cevapladım “Sanırım yaşıtlarımdan fazla büyük olmaman ve oldukça güzel çekici bir kadın oluşundan. Ama ne yalan söyleyeyim hiç böyle bir şeyi aklıma getiremezdim”

Bu kez ben elimi saçlarına hafifçe dolayıp başını kendime çektim ve öpmeye başladım. Bir elim kalçalarına doğru okşayarak indi. Bacağımı bacağına doladım ve kalçalarının bitim yerine geldiğimde üzerinde geceliğinden başka bir şey olmadığınıo fark ettim. Bacaklarının bitim noktasına geldiğimde derin bir nefes çekerek üzerime doğru bastırdı kendini. Parmaklarım deliğine ulaşmadan ıslanmaya başlamıştı.

Sol elimi saçlarında çözüp alnına ve yanağına dökülen uzun saçlarını topladım ve dudaklarından ayrılıp yanağından başlayarak boynuna doğru sürdürdüm küçük öpücüklerimi ve dilimin ucuyla bıraktığım nemli darbeleri. Yavaşça yan döndük ikimizde. Küçücük odada küçücük yatakta fazla hareket edemiyorduk ve ses çıkarmamaya çalışıyorduk. Elini aramıza sokup geceliğinin fiyonklarını çözmeye başladı Ayfer.

Elini tutup eğildim ve dişlerimle açıp her düğümden sonra önüme serilen tenini öpmeye ve emmeye başladım son fiyonktan sonra amının dudaklarına yumuldum önüme serilir serilmez. Derin bir iç çekişle kasıldı Ayfer. Dilimi arasına sokup ufak darbeler vurmaya hafifçe sivri ucunu içeri itmeye başladım. Birkaç dakika sonra bacaklarını sımsıkı kapadı ve titremeye başladı.

Gözlerimle yukarı baktığımda elini yan tarafından ısırmış ses çıkarmamaya çalışıyordu. Dilimin hareketine devam ederken karnını okşayan elimi bastırarak titremelerini hafifletmeye ve kalçalarını okşayarak çabuk rahatlamasına yardımcı olmaya çalıştım. Saniyeler sonra gevşeyen bacaklarını açtı. Zaten yerdeydim ve ayaklarının ucuna geldim. Ayaklarını avuçlarımın arasına alarak parmaklarımla tabanlarına hafif masaj yapmaya başladım

Topuklarını ve bileklerini okşuyordum bu arada. Rhatlamanın ve masajın etkisi ile kıkırdayarak “Gel buraya” dedi Ayfer. Ama yol çok uzun dedim gülümseyerek. “Bu uzun ve güzel bacakların her santimi tadılmayı bekliyor”. Yana eğdiği başıyla minnettar bir bakış attı yastığa dağılmış saçlarının arasından. Topuğunu hafifçe ısırdım ve dediğim gibi santim öperek yukarılara gitmeye başladım.

Kah öpüyor kah emiyor, hafifçe ısırarak, okşayarak bir bacaktan diğerine ve yukarıya doğru adeta Ayfer’e tırmanıyordum. Hafif mırıltılar gelmeye başladı Ayfer’den “Hadi artık bekletme beni” diyordu. Kasıklarına Ayfer’i ürperten ıslak bir öpücük bırakarak dilimle göbeği boyunca göğüslerine dek yaladım Ayfer’i. Göğüslerini dudaklarımla sardım. Hafifçe başımnı emiyor. Ağzımı açıp dilimle uçlarına vuruyor.

Dişimin arasında alıp incitmeden eziyordum. Dizim ise bacaklarının arasında amında küçük daireler çizerek bastırıyordu. Ayfer’in iniltisini engellemek için elimi ağzına uzattım parmağımı sanki ağzında bir yarak varmışcasına yakalayıp emmeye başladı. Boştaki parmaklarımla yanağını okşuyrdum. Nefesi gittikçe sıklaşan bir hal almıştı. Göğüslerinde yeterince oyalanmıştım artık tekrar kıvrılıp amına doğru öpüşlerime ve emişlerime devam ederek yaklaştım.

Ayfer parmağımı bıraktı ve ben onun amına gömülürken sikimi yakalayıp dudaklarına hapsetti. Vucudunun baskısı ile beni sırtüstü devirdi ve üzerime çıktı. 69 olmuştuk. Suları adeta küçük bir dere gibi süzülüyordu dudaklarımın arasındançeneme doğru. Bir eliyle sikimi dibinden yakalamış taşaklarımı hafif hafif masaj yapar gibi okşarken çılgın bir oral sekse başlamıştı.

Saçları bacaklarımı okşuyor. Dilinin sikimin başına vurduğu darbeler çıldırmama neden oluyordu. Dilimle yetişemediğim yerde parmaklarımı devreye soktum. Amının dudaklarını yalarken, başparmağım vajinasının, kendi suları ile ıslanan işaret parmağımda arka deliğinin içinde kaybolmuştu.

Biraz sonra patlama aşamasına geldiğimi fark ettim. Ayfer’in bacaklarının arasından başımı ayırıp uzun saçlarını ucundan yakaladım ve sertçe çektim. “Yeter bitireceksin beni” diye boğuk bir sesle fısıldadım. Hızla elimden kurtuldu ilerleyip terse olarak sikime oturdu. Bir “Ahhhh” sesi yükseldi Ayfer’den. Hızla oturup kalkmaya başladı. Islanan sikim amına gömülüp ayrıldıkça parlıyordu.

Karşımda müthiş bir manzara vardı. Harika bir kalça beni sımsıkı sarmış yukarı aşağı hareket ediyor, ince beline kadar uzanan saçları dalgalanıyordu. Yavaşça doğrulup göğüslerini avuçladım ve “Dayanamayacağım” diye fısıldadım. Kesik kesik “İçime boşal” dedi. Göğüs uçlarını parmaklarımın arasında sıkarken sımsıkı avuçladım ve dudaklarımı boynuna gömdüm. Terden göğsüm sırtına yapışmıştı.

Ses çıkarmamak için omzunu dişledim ve sarsılarak içine fışkırdım. Ben boşalırken Ayfer’de göğsündeki elimi yakaladı ve ses çıkarmamak için kolumu dişlerken sarsılmaya başladı. İliklerime kadar çekilmiştim sanki. Kendimi geri bıraktım. Ayfer’de üzerime devrildi. Nefes nefeseydik.

Ayfer 1-2 dakika içinde toparlandı. Üzerime doğru uzandı vücudu ile. Sikime elini attı ve bir fahişe edası ile “Ne o bu kadarmı? Doyurmayacakmısın beni daha?” dedi. Üzerime abanıp göğüslerini burnuma sokarak tepeden alaycı bir bakışla “Emmeyecekmisin, öpmeyecekmisin bunları? Yoksa gidip başkasınamı düzdüreyim kendimi?”

Şaşırmıştım. Az önceki munis aşk kadını gitmiş adeta bir fahişe çıkmıştı ortaya. “Kendime bir oyuncak bulayım bir şey yapmayacaksak” dedi. Kalçalarını kıvırarak kalktı üzerimden ve köşedeki sandalyenin topuzlu arkalığına sürtünmeye başladı. Oyun oynuyordu az önceki sevişme neşelendirmişti ve fantezilerini yaşamak istiyordu sanırım.

“O zaman neden çağırdın bu küçük fahişeyi sikmeyeceksen” demesi ile iş kesinlik kazanmıştı. Bende kabullendim rolümü ve heyecanlanmıştım durum karşısında. Fısıldayarak “Buraya gel seks kölesi” dedim arkama yaslandım ve kıvırtarak geldi. Eleri belinde “Evet?” dedi ukalaca. Diz çök ve taptığın organı ağzına al” dedim. İkiletmeden ayaklarımın arasına çömeldi ve dilinin ucuyla tadarak

yavaş yavaş emmeye başladı. “Ellerinlede vucudumu okşamanı istiyorum ve onu emmeyi bırak yalayacaksın sadece taşaklarıma kadar hemde! İşini iyi yaparsan ödülünü alırsın” Kıkırdayarak daha bir iştahlandı. Harika yalıyordu. Gözlerimin içine bakarak tükürüklerinin sikimle dilinin arasında uzamasını seyretmesi ve seyrettirmesi deli etmişti beni.

“Göğüslerinin arasına al ve otuzbir çektir” dedim. Dizlerinin arasına çöküp iyice yaklaştı ve göğüslerinin rasına alıp yanlardan sımsıkı bastırdı. Bende kalçalarımı yukarı aşağı bastırarak memelerini sikmeye başladım. Göğüslerinin arasında gidip gelen sikimin moraran başını öpüyor daha rahat hareket etmesi için tükürüklerini bırakıyordu yukarıdan. Sikim morarmış ve zonkluyordu. “Yeter bu kadar.

Taşaklarımı yala yeniden” dedim. Uslu bir orospu gibi dediğimi yaptı. Yatağa çıartıp dört ayak pozisyonuna getirdim. Ve Diz çöküp amını iştahla yalamaya başladım. Patlamamak için sakinleşmem gerekiyordu. Bu aynı zamanda Ayfer’i çıldırtmanın en iyi yoluydu. İşim uzayınca sikimin inmemesi için elimle sıvazlıyordum arada. Ayfer Başını yastığa gömmüş kıçı havada inliyordu artık.

Ayağa kalktım ve “Seni nasıl becermemi istersin Ayfer? Setçe acımadan bir orospu gibimi? Yoksa…” dememe kalmadan “Sert becer! Yoksa yapamazmısın” dedi beni tahrik etmek için dalga geçer gibi bir bakış atarak. Ama yüzü kıpkırmızı olmuş, gözleri baygınlaşmıştı aldığı zevkten. Kalçasına hafif bir tokat attım. Amına iyice yaklaştırdığım sikimin başını sürtmeye başladım. İnleyerek

“Sokamıyormusun yoksa” demesiyle sertçe sapladım köküne kadar. Hıçkırır gibi bir sesle yastığı ısırdı. Hızla gidip gelmeye başladım içinde. Her yüklenmemde yatağın başına doğru birkaç santim kayıyordu. Gidecek yeri kalmayınca boynu büküldü. İçinden hızla çıkıp. Bacaklarından tuttum ve çevirdim.

Belinden yakalayıp kendime çektim. Ne olduğunu anlamaz haldey soluk soluğaydı. Saçlarını elime doladım ve sikimi ağzına verdim. Başı ile hafif hafif gidip geliyordu. Başını ellerimle kavradım ve ben gidip gelmeye başladım ağzında. Nefes almaya çalışıyor garip sesler geliyordu. Ağzında kocaman sik hem emmeye çalışıyor, kocaman açtığı gözleriylede bana bakmaya çalışıyordu.

Saçları terden yüzüne yapışmış perişan görünüyordu. Ağzından çıktım. Soluk soluğaydı. “Nasıl istediğin gibi sikiliyormusun” diye sordum. “Harikasın. Doyur beni yarağa” dedi garip bir gülüşle. “Bacaklarını aç” dedim ve arasına girdim. Artık biraz daha sakindik ikimizde. Yumuşak bir tempoyla pompalıyordum. Ayfer zevkle daha sıkı sarmaya başladı. “Daha derine aşkım” diye fısıldadı.

Bacaklarını kollarımın üzerine attım. Abanarak iki kat yapmıştım Ayfer’i amı daha bir açılmış daha derine gidip gelmeme izin veriyordu artık. Ensesinden tutp kendime çektim ve bir yandan sikişirken hoyratça öpüşmeye başladık. Kalçasındaki elimin işaret parmağı götünde kaybolmuştu bu arada. Ayfer kasılmaya başlamıştı.

Amıyla sımsıkı kavrayıp bırakıyordu içindeki sikimi. Kollarını sıkıca boynuma doladı başı geriye düştü, bütün vücudu titriyordu. Göğüsleri dansöz gibi titriyordu. Onun yüzündeki mutlu gevşemeyle ve çıkarmamaya çalıştığı zevk sesleri ile iyice tahrik olmuştum ve bende patladım.

Ayfer yarı aralık gözleri ile “mükemmeldi” diyerek fısıldadı. Uzun uzun öpüştük ve okşadık birbirimizi. Sikim yine sertleşmişti bu arada. Ayfer yorma kendini yat ve bana bırak dedi. Mükemmel bir oral sexe başladı. Yalıyor, ağzının içinde kaybedip emiyor, hafifçe ısırıyor, dudakları ile sımsıkı sarıp, diliyle başında daireler çiziyordu. Dayanamayıp üzerine oturdu ama çok yumuşak ve yavaştı.

Kalçalarını kavrayıp oturup kalkmasına yardım ediyordum. Parmağım yine deliğine kaymıştı. “Arkadan istermisin?” dedi birden. Ya sen soruma başını sallayarak muzipçe gülümsedi. Dudağını ısırırken bunu yaptığında öyle güzel görünüyorduki Elini amına götürüp sıvılarıyla ıslattı ve kıçını parmaklamaya başladı. “Bana bırak” dedim. Onu sırtüstü yatırdım ve dilimle götünü yalamaya başladım.

Parmaklarımla çevresinden içine doğru gezinerek gevşemesine çalışıyordum. Biraz kıvama gelince sikimle amına sürtünerek sıvılarını götüne taşımaya başladım. Ayfer’de gözlerini kapamış göğüsleri ile oynuyor. Arasıra beni izliyor ve hafif hafif kalçalarını oynatıyordu. Yavaşça deliğini zorlamaya başladım.

Bacaklarını iyice kendine çekti ve elleriyle poposunu ayırdı. Daha önce bunu yapmış olduğu belliydi. Biraz daha zorlamamla sikimin başı götünde kayboldu. Ayfer dudaklarını ısrıp gözlerini kapamış alışmaya ve zevk almaya çalışıyordu. Yavaş yavaş dibine doğru ittirmeye başladım. Ara sıra bekliyor hafif geri çekilip yeniden ilerliyor canını yakmamaya çalışıyordum. Sonuna geldiğimde bir süre bekledik.

Ayfer yavaş yavaş kendini siktirmeye başlayınca bende hareketlendim. Üzerine eğilip bir yandan götünde gidip gelirken göğüslerini emmeye başladım. Ayfer yine kıvama gelmiş orgazma tırmanıyordu. Doruğa yaklaşırken götünü sikimden kurtardı ve eliyle yakalayıp amına alıverdi ve “Hızlan” diye bir solukta bacaklarını belime doladı. Çılgınca gidip geliyorduk.

Ayfer boşalmıştı ama ben hala dayanıyordum daha öncekilerin etkisi ile. Biraz daha devam ettim pompalamaya ve “Geliyorum, ağzında bitirirmisin beni?” dedim. Kalçalarımdan tutup ben itti ve hemen doğrulup ağzına aldı. Taşaklarımı eliyle okşuyor, diğer elini göğsümde gezdiriyordu. Dudaklarının arasına sikimi hapsetmiş başını diliyle sürekli okşarken bir yandanda emiyordu.

İlk sperm patlaması ile ikimizde sarsıldık. Ağzını açtı ve yutkundu. Bana bakarken gözlerinin içi gülüyordu mutluluktan. Tekrar kapattı dudaklarını ve emmeye devam etti. İliklerime kadar çekip yaladı temizledi sikimi. Sonra yanıma tırmanıp uzandı sımsıkı sarıldık birbirimize. Yanağında ve çenesinde kalan,

göğüslerine bulaşan spermlerimide ben yalayıp aldım ve öperek Ayfer’e verdim. Yaklaşık yarım saat daha birlikte sarmaş dolaş uzandık. Sonra Ayfer mutlu bir kedi gibi mırıldanarak gerindi ve Umut uyanmadan gideyim diyerek odasına çekildi. Ayfer gibi sakin bir ev kadınından ilk değil hiçbir bakışta bunu ummazdım.

ergenlikteyken

Ben 18 yaşında bir delikanlıyım blue cagında oldugum için kendimi tutamıyorum zaten onun için Bu sayfaya üye oldum ben konuya gireyim bizim caycının cok guzel fuzeleri ve cok harika mukemmel kalcası var ben hayatta dayanamam genelde bardak yıkarken arkasına gecip elimi yıkama bahanesiyle o mukkemmel yerlerine degdiriyorum yine bir gün degdirirken bana sen napıyorsun dedi bende senden cok hosladıgımı ilettim senle birlikte olmak istedigimi belirttim kendi işyerimizin oldugu için en musaiit yer olan banyoya soktum once onun üstünü soymaya başladım oda benim üstümü soymaya başladı ben ve o kuduruyorduk

Benim 23 lük makineligi içine kremsiz alırken biraz fazla ses cıkartıgı icin agızını doldurmustum ve içine git gel olayı yapmaya basladım artık arka degil 62 pozisyonuna soktum o arada iki elim boşdururmu bir emlimle seftalisine sokarken bir elimlede füzelerini okusuyordum daha fazala dayanamadı ve geri donmesi gerekiyordu benım 23 lüğü basını yalatıp son birkere seftalisine soktum ve ileri geri gitdip gelmeye başladı artık dayanamıyordu ve bıraktım:))Ve OLaydan 1 hafta sonra annemin arkadasının kızı olan bayanın İsmi …. onun bilgisayarını onarmaya gittim ve onu evde tek basına gordum bilgisayerdan pek fazla anlamadıgı için ben onardım ve cok minnettar kaldı bana birseyler ikram etmek istedi kola ikram etti ben içerken bardak dokuldü ve 23 lük makina ıslandı (iYiKi SoGuK KoLa Ya Cay OlSa:)ve bez getirdi ve silmeye başladı benim 23lük makina dikeldi ve ben elimle onun elini ovalamaya başladım ve annesi bizim evde annemlerle cay içiyorlardı saat 12.30 idi saat 4.20 de geri gelecekidi annesi ve benim makinayi oksarken bende rahat dururmuyum tabiki onun fuzelerini oksuyorum taş gibiydi vallaha uzun zamandır ona tutkundum ve oral sex basladı ben onun ustunu cıkartırken o da benım ustumu cıkartıyordu ve agız agıza opusmeye basladık ve tamamen soyundugumuzda ben ozellikle arkadı oldugum icin denemeye koyuldum ve o bakireidi ve kremsiz bagırtarak giris yapmıştım kaçak yani ve uzun sure cıglıklar attı ve ben bosalmaya yakın bende rahhatladım ve Ohhh sesi geldi ve pozisyon 62 ye gecitik ben bos dururmuyum direk manavda sektaliye daldım ve seftaliye muz girdi o sırada portakkları deniyordum ne hıkmetse seftaliden kan geldi muz biraz galıba buyuk idi ve saat epey olmustu saat:12.30 dan 4.03 e kadar surdu artık erken gelir bahanesiyle toparlandık ve bunu her bilgisayarı bozuldugunda tekrar ediyoruz…